YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/15307
KARAR NO : 2018/15181
KARAR TARİHİ : 19.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Mahkemenin görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinde alt sınırdan uzaklaşarak hüküm kurmasının oluşa, sanığın eylemlerinin yoğunluğuna uygun olması ve teşdidin gerekçelendirilmesi karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A- Sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyizinde;
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
TCK’nın 53/1-b maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesinin, infaz evresinde resen gözetilebileceği,
Anlaşıldığından, sanık … müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B- Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyizinde ise;
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
TCK’nın 53/1-b maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesinin, infaz evresinde resen gözetilebileceği,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak,
Sanık hakkında TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması ve cezasında 1/2 oranında artırım yapılmasına karar verildiği halde, cezanın “1 yıl 19 ay 15 gün” hapis cezası yerine “2 yıl 7 ay 12 gün” hapis cezası olarak belirlenmesi akabinde de belirlenen bu oran üzerinden TCK’nın 62/1. maddesinin uygulanmasında, sonuç cezanın “1 yıl 14 ay 7 gün” olarak bulunması gerekirken “2 yıl 2 ay 4 gün” olarak hesaplanmak suretiyle fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık … müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnamedeki isteme aykırı uygun olarak, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddeleri uyarınca; hüküm fıkrasındaki TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmından “2 yıl 7 ay 12 gün” ibaresinin ve TCK’nın 62/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımdan da “2 yıl 2 ay 4 gün” ibarelerinin çıkarılarak yerlerine sırasıyla “1 yıl 19 ay 15 gün” ve “1 yıl 14 ay 7 gün” ibarelerinin eklenerek sonuç cezanın bu şekilde belirlenmesi suretiyle HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.