YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/18317
KARAR NO : 2019/9490
KARAR TARİHİ : 22.05.2019
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; sanığın Mahkemece kabul edilen “sen nasıl avukatsın, bu ne biçim avukat, bu nasıl avukat olmuş” şeklindeki sözlerinin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla 02/04/2010 tarihli eylemler yönünden hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı gözetilmeden, TCK’nın 43. maddesi uyarınca cezanın arttılması, ayrıca birleşen dosyanın konusunu teşkil eden ve sanığın 30/04/2010 tarihinde söylediği kabul edilen “üçkağıtçı, avukatların hepsi hırsız” şeklindeki sözlerinin aşamalarda katılan ve diğer tanıklarca anlatılmamış olması, tanık …’in de 07/10/2010 tarihli Mahkeme beyanında, sözkonusu sözlerin sanık tarafından çayocağında kendisine söylendiğinin ifade edilmesi karşısında, ihtilat unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği Yargıtay denetimine açık şekilde tartışılmadan sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Sanığın suçlamayı kabul etmemesi, katılandan vekalet ilişkisinin sona erdirilmesinden önce verdiği evrakını istediğini ifade etmesi, tanıkların da sanığın bu anlatımını doğrulayan beyanları karşısında, olayın başlangıcı ve gelişimi irdelenerek, sanık hakkında tehdit suçu yönünden TCK’nın 29, hakaret suçu yönünden TCK’nın 129. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3- Sanığın katılana söylediği kabul edilen “burayı onun başına yıkarım, burayı yıkar dağıtırım” biçimindeki sözlerinin TCK’nın 106/1-2. cümlesindeki sair tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 106/1-1. cümlesi uyarınca hüküm kurulması,
4- Kabule göre de;
Sanığa yükletilen hakaret suçunun, unsurları itibariyle oluşmadığının kabul edilmesi halinde, sanığın üzerine atılı TCK’nın 106/1-1 maddesinde düzenlenen tehdit suçunun hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi gereğince uzlaştırma kapsamına alınmış olması karşısında, 6763 sayılı Kanunda belirtilen prosedüre uygun şekilde uzlaştırma girişiminde bulunulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’un temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme kısmen uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 22/05/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.