Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2006/1060 E. 2006/3902 K. 09.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1060
KARAR NO : 2006/3902
KARAR TARİHİ : 09.05.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince duruşmalı olarak yapılması ise davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı Vek. Av. …. geldi. Davalı adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Hükme esas alınan ikinci bilirkişi kurulunun 2.ek raporunda somut emsal olarak alınan ll parsel numaralı taşınmaz nitelik, yüzölçümü ve değeri itibarıyla dava konusu taşınmazla benzer özelliklere sahip değildir.
2942 sayılı yasanın 4650 sayılı yasayla değişik ll.maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca arsalarda dava konusu taşınmazla karşılaştırılacak taşınmazların emsal niteliğinde olması gerekir. Örneğin, benzer yüzölçümlerde bitişik yada yakın adalarda bulunmak, aynı imar müsadesine sahip olmak, fiyatlarda en azından yaklaşık değerde olmak gibi nitelikler “emsal”‘in seçilmesine esas alınması gereken unsurlardandır. Bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın yaklaşık 150 katı değerinde olduğu bildirilen ve aralarında büyük değer farkı bulunan emsalin emsal niteliğinde kabulü mümkün değildir. Değer ve nitelik bakımından benzerlik taşımayan taşınmaz emsal alınamaz. Kaldı ki, emsal taşınmazın 20.11.1995 satış tarihinde tamamı 3.600.000.000 TL.’ye
satıldığı halde bilirkişi kurulunca 1/3 payı … gibi değerlendirme yapılması da doğru değildir. Bu nedenle, tarafların vereceği yada resen belirlenecek dava konusu taşınmaza emsal olabilecek taşınmazlar bulunup tapu kayıtlarının dosyaya getirtilmesi ve ikinci bilirkişi kurulundan uygun emsale göre değerlendirme yapan ek rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Birinci bilirkişi kurulunca somut emsal olarak alınan 2 parsel numaralı taşınmazın emsal alınan 08.11.1995 tarihli satışına esas alıcısını, satıcısını ve satış bedelini gösterir tapu kaydının getirtilip raporun denetlenmemiş olması,
3-Dava konusu taşınmazların somut emsallerle karşılaştırılması sonucu bulunan değerinden İmar Yasasının l8.maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerekip gerekmediğinin tespiti bakımından dava konusu taşınmazın dava tarihi, somut emsalin satış tarihi itibarıyla imar düzenlenmesi sonucu oluşmuş imar parselleri olup olmadıklarının Belediye İmar Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulmamış olması,
4-Takdir komisyonu raporunda varlığı tespit edilmediği ve davalı vekili tarafından da 17.03.2005 günlü duruşmada kamulaştırılan alanda bina veya başkaca bir muhdesat bulunmadığı belirtildiği halde yapı, ağaç, kuyu vs. muhdesat için birinci bilirkişi kurulunca değer takdir edilmesi,
5-Dava konusu 36 ve 37 parsel numaralı taşınmazlar kısmen kamulaştırıldığı ve kamulaştırılan kesime ait bedel bankaya bloke edildiği halde, tamamı kamulaştırılmış gibi davacı … adına tescillerine karar verilmesi,
6-Davacı … karar ve ilam harcından muaf olmadığı halde karar ve ilam harcına hükmedilmemesi,
7-2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 10.maddesinin sekinci fıkrasına göre; hakim kamulaştırılan taşınmaz malın bedelini tarafların ve bilirkişilerin rapor ve beyanlarından yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde tespit eder. Ancak bu hak ve yetkinin kullanılmasında objektif davranılması ve bilirkişi kurulları tarafından birbirinden farklı olarak belirlenmiş olan değerlerden birinin kabulü halinde bunun dayanakları ve gerekçesinin de denetime olanak verecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden ikinci bilirkişi kurulunca düzenlenen düşük değeri içeren raporun adil ve hakkaniyete uygun olduğu gibi genel ifadelere dayalı gerekçelerle hükme esas alınması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 450,00 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 09.05.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.