Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2006/1954 E. 2006/5598 K. 06.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1954
KARAR NO : 2006/5598
KARAR TARİHİ : 06.07.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalı vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Mahkemece dava konusu taşınmazın yerinde iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi kurullarınca taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunun kabulü ile buna göre kamulaştırma bedelinin tespit edilmiş olması isabetli değildir.
Şöyle ki;
Bakanlar Kurulunun 28.02.1983 gün ve 1983/6122 Sayılı Kararnamesinin l.maddesinin (b) bendi uyarınca belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunup da imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmamış olmakla birlikte fiilen mesken halde bulunan (çevresi meskun olan) ve belediyenin (yol, su, elektrik, kanalizasyon, aydınlatma, temizlik) hizmetlerinden yararlanmakta olan yerler arasında kalan parsellenmemiş arazi ve arazi parçaları arsa sayılır. Dosyada toplanan bilgi ve belgelerden özellikle Belediye İmar Müdürlüğünden getirtilen ve birbirini doğrulayıp tamamlayan 29.09.2004 gün, 3/142 sayılı ve 28.10.2004 tarihli yazıların içeriğinden; dava konusu 8 parsel sayılı taşınmazın belediye mücavir alanı içerisinde olup imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmamış olmakla birlikte çevresinin meskun halde bulunduğu ve belediye hizmetlerinden (yol, su, elektrik, telefon ve temizlik gibi) yararlandığı anlaşılmaktadır. Saptanan bu olgular Bakanlar Kurulu Kararnamesinin yukarıda sözü edilen l/a maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın arsa olduğunun kabulü ile bu niteliğine göre kamulaştırma bedelinin tespiti gerekirken bilirkişi kurullarının tarım arazisi niteliğini esas alan raporlarına itibarla hüküm kurulmuş olması,
2-Diğer yandan; Taşınmazın tarım arazisi olduğu varsayılsa bile bu özelliğine göre değerlendirme yapan bilirkişi kurulu raporları da aşağıda değinilen nedenlerle Yargıtay uygulamalarında kabul edilen esaslara uygun düşmemektedir.
a)Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre tarım arazilerinin olduğu gibi kullanılması halinde sağlayacağı net gelir üzerinden bilimsel yöntemle yapılacak değerlendiril- mesinde, taşınmazın kuru ya da sulanabilir niteliği de gözetilerek dekar başına elde edilebilecek ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin olarak ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerdeki Tarım Müdürlüğünün değerlendirme yılına ait verileri esas alınması gerekirken bilirkişi raporlarında, alındığı kurumun onayını taşımayan belgedeki 2003 yılı verilerine göre belirlenen değere Toptan Eşya Fiyat Endeksi uygulanmak suretiyle 2004 yılı değerlerine ulaşıldığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan karar tarihi itibariyle 2004 yılı verilerinin oluştuğu da gözetilerek … İl Tarım Müdürlüğünden 2004 yılı resmi verileri getirtilip buna göre ek rapor alınması gerekirken bilirkişi raporuna ekli alındığı kurumun onayını ve kuru-sulu ayrımı taşımayan belgelerdeki değerlerin üst sınırına yakın değerler alınarak kamulaştırma bedelinin saptanması,
b)Üzerinde irtifak hakkı kurulması nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğü oranının saptanmasında taşınmaz malın cinsi, kullanım biçimi ile irtifak hakkının niteliği (boru hattı, enerji nakil hattı vs.) kapladığı alan, yeri ve yönü gözönünde bulundurulmalıdır. Yargıtay uygulamalarında üzerinde irtifak hakkı kurulmuş olan taşınmazda bu irtifak nedeniyle oluşacak değer düşüklüğünün (taşınmazın cins ve niteliğine uygun kullanımı önemli şekilde etkileyen özel bir durum yoksa) irtifaktan etkilenen alanın mülkiyet değerinin arazide %35’ini, arsada ise %50’sini geçmeyeceği kabul edilmektedir.
Buna göre, tarım arazisi niteliğinde olan dava konusu taşınmazda irtifak nedeniyle oluşacak değer düşüklüğünün %4-4,5’ini geçemeyeceğinin düşünülmemesi,
c)Gerekçesi açıklanmadan davalı kabulü olmadığı halde azı ifade eden ikinci bilirkişi raporunun hükme esas alınması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6.7.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.