YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2751
KARAR NO : 2006/3258
KARAR TARİHİ : 17.04.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi olarak kabulünde bir isabetsizlik yoksa da bilirkişi kurullarınca düzenlenen rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik ll.maddesinin l.fıkrasının f bendi uyarınca bilirkişi kurulları, arazi niteliğindeki taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini esas tutarak düzenleyeceği raporda, bedelin tespitinde etkili olacak bütün nitelik ve unsurları ve her unsurun ayrı ayrı değerini belirtmek suretiyle ve ilgililerin de beyanını dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit etmelidir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında ise bilirkişi kurullarınca –taşınmazın sulu ya da kuru niteliğine göre- münavebeye alınan ürünlerin dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg. başına ortalama satış fiyatlarını içeren veri cetvelleri İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilip, değerlendirmenin bu verilere uygun biçimde yapılması ilkesi benimsenmiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan Yasa maddesi ve Yargıtay uygulamaları doğrultusunda, öncelikle bilirkişi kurullarınca münavebeye alınmış bulunan buğday, mısır ve pamuk ürünlerinin değerlendirme tarihi (2003) yılı itibariyle sulu şartlarda dekar başına ortalama verim ve üretim giderleri ile kg. başına ortalama satış fiyatlarını gösteren veri cetvellerinin İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilip bilirkişi kurulları raporunun bu verilere uygunluğunun denetlenmesi bu resmi verilere uygun düşmeyen hususların varlığının saptanması durumunda bunun giderilmesi için bilirkişi kurullarından ek rapor alınması gerekirken; resmi veriler getirtilip yukarıdaki gibi gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulması,
2-2942 Sayılı Yasanın 20.maddesinin son fıkrasında ekili arazinin boşaltılmasının hasat sonuna bırakılacağı, hasat sonunun beklenmesinin mümkün olmaması halinde kamulaştırmayı yapan idarenin mahkemece takdir edilecek ekin bedelini tazmin etmek koşulu ile arazinin boşaltılmasını isteyebileceği ve bu bedelin kamulaştırma değerinin tespitinde nazara alınabileceği öngörülmüştür. Somut olayda dava konusu taşınmaza hasat sonunu beklemeden davacı idarenin elkoyup, üzerinde ekili ürünü zarara uğratıp uğratmadığı ve dolayısıyla mal sahibinin bu ürünü tazmin hakkının doğup doğmadığı yöntemince araştırılıp saptanmadan bilirkişi kurullarınca düzenlenen raporda da bu konuda herhangi bir açıklamaya yer verilmeden tespit edilen kamulaştırma bedeline “kamulaştırma tarihindeki ürün zararı” adı altında belli bir miktarın eklenmiş olması,
3-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre davanın niteliği gereği yargılamada kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile vekalet ücret takdirine yer olmadığına karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.