Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2006/3406 E. 2006/5554 K. 04.07.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3406
KARAR NO : 2006/5554
KARAR TARİHİ : 04.07.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, 23, 24, 25 ve 5 parsel numaralı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tescili, mümkün değilse 220,948 YTL.’nin elkoyma tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı Vek. Av. … ile aleyhine temyiz olunan davalı Vek. Av. … geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkilleri davacılar adına tapuda kayıtlı bulunan 23, 24, 25 ve 5 parsel sayılı taşınmazların davalı Bakanlıkça 01.03.2001 tarihinde kamulaştırıldığını, kamulaştırma kararının tebliği üzerine davacılar tarafından 3.8.2001 tarihinde kamulaştırma bedelinin artırılması isetimiyle dava açıldığını, yargılama sürerken 24.09.2001 tarihinde taşınmazların tapuda ferağının verildiğini, bilirkişi kurullarınca kamulaştırma bedeli belirlenmiş iken mahkemece, kamulaştırma belgelerinin idarece 4650 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 05.05.2001 tarihinden sonra tebliğe verilmiş olması nedeniyle anılan Yasanın geçici 1. maddesi hükmüne göre taşınmaz mal sahiplerinin dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddedildiğini, bundan sonra da kamulaştırmayı yapan ve lehine tapuda ferağ verilmiş bulunan idarenin 4650 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca taşınmazların
bedelinin tespiti için dava açmadığı gibi, gerçek bedelini ödemeye yanaşmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların davalı idare (Maliye Hazinesi) adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tescilini, bu istem kabul görmez ise bu taşınmazların toplam değeri 220.948 YTL.’nin elkoyma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Davalı İdare vekili davaya yanıt dilekçesinde, dava konusu taşınmazların davalı Bakanlıkça 2942 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak kamulaştırıldığını, davacılarca da bu yasa hükümleri doğrultusunda taşınmazların ferağını vermiş olmaları nedeniyle tapuda tescil işleminin yapıldığını, buna göre taşınmazların tapusunun iptalinin sözkonusu olamayacağı gibi, kamulaştırma bedeli olarak 220.948 YTL.’nin davalı kurumdan tahsili isteminin de hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu öne sürerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, ortada hukuken geçerli bir kamulaştırma işleminin olduğu ve bundan dolayı da davacıların kendi istekleri ile ferağı vererek taşınmazların tapu kayıtlarının davalı kurumun üzerine geçirdikleri, böylece yolsuz ya da sebepsiz tescilden söz edilemeyeceği, öte yandan sebepsiz zenginleşme nedeniyle de bir tazminat isteminin mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada toplanan bilgi ve belgeler incelendiğinde; dava konusu edilen 23, 24, 25 parsel sayılı taşınmazların tamamının ve 5 parsel sayılı taşınmazın 801,22 m2’lik bölümünün Kültür Bakanlığı’nca “Atatürk Evi Çevre Düzenlemesi” amacıyla 12.03.2001 tarihinde kamulaştırıldığı bu taşınmazların kamulaştırma bedeli olarak Kıymet Taktir Komisyonunca biçilen toplam 42.493.090.000 TL.’nin T.C. Ziraat Bankasına 04.07.2001 günü yatırıldıktan sonra kamulaştırma belgelerinin -taşınmaz mal sahiplerine 2942 Sayılı Yasanın 13. maddesi gereğince tebliğ edilmek üzere- İdarece herbir paydaş için ayrı ayrı düzenlenen 12.07.2001 tarihli “tebliğ ihbarnamesi” ekinde … 2.Noterliğine verildiği, bu ihbarnamelerde ilgili paydaşa ödenecek olan kamulaştırma bedeli tutarının bankaya yatırılmış olduğu ve başvurulduğunda kendisine ödeneceği belirtildikten sonra “yapılacak itiraz ve açılacak davalarda sorumluluğun Kültür Bakanlığına ait olduğu”‘nun bildirildiği, taşınmaz mal sahiplerince kendilerine tebliğ olunan bu ihbarnameler karşısında kamulaştırma bedelinin artırılması istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesine 09.08.2001 tarihinde dava açıldığı ve dava konusu taşınmazların ferağının verilip 24.09.2001 tarihinde Hazine adına tapuya tescillerinin sağlandığı; mahkemece, dava konusu taşınmazlara ilişkin kamulaştırma belgelerinin maliklere 4650 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 05.05.2001 tarihinden sonra tebliğe çıkarılmış olması ve bu Yasanın geçici l. maddesi hükmü uyarınca yanlar arasındaki uyuşmazlıkta 2942 Sayılı Yasanın değişiklikten önceki değil, 4650 Sayılı Yasayla değişiklikten sonraki hükümlerinin uygulanacağı, buna göre de taşınmaz mal sahiplerinin dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle bedel artırımı istemli davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verildiği ve bu hükmün 24.06.2004 tarihinde kesinleştiği, bundan sonra da -başlangıçta özetlenen dava dilekçesi ile- eldeki bu 2005/23 esas sayılı davanın açılmış bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar gözönünde tutulduğunda; dava konusu edilen taşınmaz malların 2942 Sayılı Yasa hükümlerine uygun biçimde kamulaştırıldığı, idarece kamulaştırma belgelerinin maliklere 2942 Sayılı Yasayı değiştiren 4650 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 05.05.2001 tarihinden sonra (12.07.2001 günü) tebliğe çıkarılmış olduğu hususlarında kuşku ve çekişme yoktur. Saptanan bu durum karşısında kamulaştırmayı yapan idarenin, 4650 Sayılı Yasanın Geçici l. maddesi hükmünü gözönünde bulundurarak 2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasayla değişik 8. maddesinde öngörülen işlemleri öncelikle yerine getirmesi ve bunun sonucunda gerektiğinde anılan Yasa maddesinin son fıkrasının yollamasıyla 10. madde hükmüne göre işlem yapılmak üzere mahkemeye başvurması gerekirken; 2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasayla yapılan değişikliklerden önceki hükümlerini uygulamak suretiyle (4650 Sayılı Yasanın 21.maddesiyle yürürlükten kaldırılmış bulunan ve somut olayda uygulama yeri olmayan 2942 Sayılı Yasanın 13.maddesi doğrultusunda) kamulaştırma evrakını tebliğe çıkardığı, böylece idarenin noter aracılığıyla gönderdiği -yukarıda sözü edilen- “tebliği ihbarnamesi” ile malikleri yanılttığı, bunun sonucu olarak da onların redle sonuçlanan kamulaştırma bedelinin artırılması davasını açmalarına ve kıymet taktir komisyonunca belirlenen bedele razı değillerken -bedel artırım davasının varlığına güvenerek- taşınmazların ferağını vermelerine neden olunduğu sonucuna varılmaktadır.
Saptanan bu olgu ve durum karşısında, davalı İdarece kamulaştırılan ve yukarıda değinilen nedenlerle tapuda ferağ verilip Hazine adına tescil edilmiş bulunan dava konusu taşınmazlardan her birinin ferağ tarihi itibariyle değerlerinin 2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 11. maddesi hükümleri gereğince (15. madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yerinde yapılacak inceleme sonucu) tespit edilmesi; taşınmazların bu yol ve yöntemle bulunacak olan değerinin, daha önce kıymet taktir komisyonunun belirleyip idarece maliklere ödenen bedelden daha fazla olması durumunda, bu fark bedelin ferağ tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınıp davacılara payları oranında ödenmesine hükmedilmesi gerekirken mahkemece yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 450,00 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.