YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/468
KARAR NO : 2006/1146
KARAR TARİHİ : 20.02.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde muarazanın ve müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, mahkemece kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılarla birlikte bağımsız bölüm maliki olduğu anataşınmazdaki işyerlerinin önü, apartman yapılırken düzgün hale getirilmediğinden kullanılmasının mümkün olmadığı ve bu durumu düzeltmek için işyerinin önünü beton dökerek düzelttiğini ancak, davalıların buna rıza göstermeyip Kaymakamlıktan dava konusu yerin eski hale getirilmesi için karar aldıklarını ileri sürerek bağımsız bölümlerinin işyeri olarak kullanılmasını engelleyen muarazanın ve müdahalenin önlenmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne, dava konusu anataşınmazın önünde davacının yapmış olduğu düzenlemeye ilişkin olarak davalıların çıkardıkları muarazanın önlenmesine kesin olarak karar verilmiş, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu temyiz başvurusu aynı mahkemece kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. HUMK’nun 427. maddesinin ikinci fıkrasında; salt miktar ve değeri 1000 YTL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ait nihai kararların kesin olduğu belirtildiğine göre davacının istemi muarazanın men’i ve madahalenin önlenmesi ile ilgili bulunduğu gözetilerek bu konularda kesin olarak karar vermek yasal olmadığından yerel mahkemenin, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına,
Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesine göre kural olarak kat maliklerinden herhangi birisi bütün kat maliklerinin rızası olmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım tesis ve değişiklik yapması yasaklanmış ise de, aynı Yasanın 42. maddesinde kat maliklerinin anagayrimenkulün ortak yerlerinde kendi başlarına bir değişiklik yapamayacakları belirtildikten sonra ortak yerlerin veya bunları kullanmanın daha rahat veya kolay hale konulmasına veya bu yerlerden elde edilecek faydanın çoğaltılmasına yarayacak bütün yenilik ve ilavelerin kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile verecekleri karar üzerine yapılabileceği öngörülmüştür.
Somut olayda; davacı dava konusu anataşınmazda bulunan ve tapuda işyeri olan bağımsız bölümlerine apartmanın yapıldığı sırada ve etrafı duvarla çevrili vaziyette sahip olmuştur. Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, davaya konu işyerlerinin önündeki boşlukların ortak yer olduğu ve bunların bahçe olarak ayrıldığına dair gerek mimari projede ve gerekse yönetim planında bir kayıt bulunmadığı açıklanmıştır. Davacının, anataşınmazın yapıldığı sırada var olan bu durumu daha sonradan değiştirdiği ve mevcut duvarı yıktığı, boşluk alana beton dökmek suretiyle müdahalede bulunduğu, yapmış olduğu bu işlerin Kat Mülkiyeti Yasasının 42. maddesine uygun bir kat malikleri kurulu kararına da dayanmadığı toplanan delillerle ispatlanmış olduğundan mahkemece, davacının öteden beri mevcut olan ancak projede bulunmayan duvarı yıkmak ve işyerlerinin önündeki boşlukları yukarıda açıklandığı gibi betonla doldurmak suretiyle yapmış olduğu müdahalenin haksız ve hukuka aykırı bulunması nedeniyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.2.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.