YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4906
KARAR NO : 2006/7442
KARAR TARİHİ : 09.10.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporu ve ek rapor hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Kamulaştırma kararı 18.05.2000 tarihinde alınmış olup, kamulaştırma evrakı davacıya 16.11.2000 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu iki tarih arasında bir yıldan fazla süre geçmemiş olduğundan değerlendirmenin, Kamulaştırma Yasasının 15.maddesinin onüçüncü fıkrası uyarınca 18.05.2000 tarihi esas alınarak yapılması gereklidir. Bilirkişi kurulunun asıl raporunda, hangi ayın esas alındığı belirlenmeksizin 2000 ve 2004 yıllarına göre iki ayrı değerlendirme yapılmış olması,
2-Bilirkişi kurulunun ek raporun da değerlendirmeye esas alınması gereken 18.05.2000 tarihinden önceki satışlar yerine daha sonra gerçekleşmiş olan satışlar emsal alınmış ve arsa olarak kabul edilen dava konusu taşınmazla yeterli karşılaştırma yapılmamıştır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edildiğine göre Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11.maddesinin 3.fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti ve bedelin tesbitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak 4.fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.
Emsalin kamulaştırılan taşınmazla aynı konumda olması, taşınmaza yakın mesafede bulunması, aynı nitelik ve
özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılmış olması zorunlu değildir. Aynı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve kamulaştırma gününden önce satılmış olan taşınmazlar da emsal alınabilir. Bu emsalin satış fiyatına Türkiye İstatistik Kurumu toptan eşya fiatları endeksi uygulanmak suretiyle değerlendirme tarihinde oluşan fiatları bulunduktan sonra dava konusu taşınmazla karşılaştırılıp incelenerek aradaki farklılıklar belirtilip üstün ve eksik yönleri açıklanmalı, bu nitelik ve farklılıkların taşınmazın değerine olan etkilerinin ne olduğu belirtilmeli ve bu suretle yapılacak karşılaştırma ile dava konusu taşınmazın değeri belirlenmelidir.
Mahkemece tarafların vereceği yada resen belirlenecek emsal kayıtlar Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtildikten ve bunun imar parseli olup olmadığı da sorulup saptandıktan sonra yukarıda açıklanan esaslara uygun incelemeyi ve sonucunu içeren ek bilirkişi raporları alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
İncelenen emsal imar parseli olup ta dava konusu taşınmazın bu nitelikte olmaması halinde, dava konusu taşınmazın yapılacak karşılaştırmadan sonra bulunacak değerinden, İmar Kanununun 18.maddesinin 2.fıkrası gözetilerek, düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerektiğinin de dikkate alınmaması,
3-Dava konusu taşınmazın tapu kaydında mevcut olan Sit alanı şerhinin, taşınmazın değerine olan olumsuz etkisinin incelenmesi ve belirlenecek m2 değerinden bu etki oranında indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Kamulaştırılan taşınmazın zemini üzerinde bulunan ağaçların değerinin kaim değer yerine, Yargıtay uygulamalarında kabul edilmeyen Junge yöntemi ile belirlenmesi,
5-Kıymet takdir komisyonunun belirlediği değer ile bilirkişi raporunda belirlenen değer arasında önemli oransızlık (% 100 ü aşan) bulunduğundan, Kamulaştırma Yasasının 15.maddesinin onbirinci fıkrası hükmü uyarınca yeniden bilirkişi kurulu oluşturulup inceleme yaptırılması gerektiğinin dikkate alınmamış olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.