YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/645
KARAR NO : 2006/4124
KARAR TARİHİ : 16.05.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde 24.374.989.000 TL. eğitim ve öğretim tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı üniversitenin Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Türk İslam Tarihi Ana Bilim Dalı Araştırma görevlisi olan davalı …’in, kadrosunun doktora öğrenimi yapmak üzere Dokuz Eylül Üniversite’sine geçici olarak tahsis edilmesinden sonra üniversitedeki görevinden ayrıldığını, bu görevlendirme nedeniyle kendisinden ve kefilleri olan diğer davalılardan 16.02.1999 günlü kefalet ve taahüt senedi alındığını, …’in Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü yönetim kurulunun kararıyla kaydının silindiğini, bu tarih itibariyle kadrosuyla ilişiğinin kesildiğini, YÖK Başkanlığınca kadrosunun üniversiteye iadesine karar verilen davalı …’in 28.03.2004 tarihinde yapılacak yerel yönetim seçimlerine aday olarak katılacağından Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğünce istifasının uygun görüldüğünü yüklenme senedi içeriğine göre davalıya Dokuz Eylül Üniversitesinde görev yaptığı süre içerisinde ödenen
24.374.989.000 TL maaşın -fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak- ödeme yapıldığı tarihden itibaren hesap edilecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının ilişkisinin kesilmesine yönelik idari kararın İzmir l.İdare Mahkemesince iptal edilerek Danıştay 8.Dairesince onanmış olması karşısında dava gerekçesinin de ortadan kalktığı, davalının yerel seçimlere katılmasının yasal hakkı bulunduğu, mecburi hizmet yükümlülüğünün sonradan yerine getirilebileceği, ayrıca yurt içi ödemelerin kişilerin karşılıksız çalıştırılamayacağı ve yapması gereken işi yaptığı ve geri istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı …’in davacı Üniversite tarafından 2547 Sayılı Yasanın 35.maddesi gereğince doktora eğitimi yapmak üzere Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne kadrosunun tahsis edildiği ve doktora tez sınavında başarısız olması sonucu 16.04.2003 günü kaydının silindiği İdare Mahkemesince bu kararın iptal edildiği, daha sonra davalının 28.03.2004 tarihinde yapılacak yerel yönetim seçimine aday olarak katılacağından 30.12.2003 tarihinden itibaren istifasının Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğünce uygun görüldüğü konularında bir çekişme bulunmamaktadır.
Yukarıda değinilen yasa maddesine göre, yüksek öğretim kurumları, kendilerinin ve yeni kurulmuş ve kurulacak diğer yüksek öğretim kurumlarının ihtiyaçları için yurt içinde ve dışında, kalkınma planı, ilke ve hedeflerine ve yüksek öğretim kurumunun belirteceği ihtiyaca ve esaslara göre öğretim elemanları yetiştirecekler, öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma ve doktora çalışması yapmak üzere başka bir üniversiteye yüksek öğretim kurumunca geçici olarak tahsis edilebilecek, bu şekilde doktora ve tıpta uzmanlık veya sanatta payesi olanlar, bu eğitimlerinin sonunda kadroları ile birlikte kendi üniversitelerine döneceklerdir. Yurt içi ve yurt dışında yetiştirilen öğretim elamanları, genel hükümlere göre bağlı oldukları yüksek öğretim kurumlarında mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorunda olup, bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere yüksek öğretim kurumlarında görev verilmeyecektir. Buna göre öğretim elemanı yetiştirilmek üzere başka bir üniversiteye kadrosu tahsis edilen öğrencilerin başarısız olmaları veya görevlerinden ayrılmaları halinde kendilerine yapılan ödemeleri geri ödeyeceklerine ilişkin hiç bir düzenleme öngörülmemiştir.
Ancak taraflar arasında sözleşme yapılmasını engelleyen bir hükme de yer verilmemiştir. Bu durumda davalı …’in yüklenme ve kefalet senedi hükümlerine göre sorumluluğunun gerekeceği açıktır.
Kırıkkale Noterliğinin 16.2.1999 gün ve 15191 yevmiye sayısı ile onaylanıp, davalılar tarafından, davacı Üniversite Rektörlüğüne verilen kefalet ve yüklenme senedinde, davalı …’in 2547 Sayılı Yasanın 2880 Sayılı Yasayla değişik 35. maddesi uyarınca Kırıkkale Üniversitesi adına Dakuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsüne doktora öğrenimi yapmak üzere kabul edildiği, doktora ünvanını aldıktan sonra Kırıkkale Üniversitesinin göstereceği fakültede doktora öğrenimi süresi kadar tatiller dahil hizmet ifasını kabul ettiği, hizmeti yerine getirmediği takdirde hiçbir adli yada idari yargı kararına gerek kalmadan eğitim süresi içinde almış olduğu maaş ve diğer gelirlerin toplamına tekabül eden meblağı sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Kırıkkale Üniversitesine tazminat olarak ödemeyi kabul ve taahüt ettiği; senede müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza koyan diğer davalılar … ve … ‘in de “…’in taahüdünü yerine getirmemesi halinde doktora eğitimi süresi içerisinde almış olduğu 5.760.000.000 TL.sına kadar maaş ve diğer gelirlerinin toplamına tekabül eden meblağı ve borcun tümünü sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Kırıkkale Üniversitesine tazminat olarak müştereken ve müteselsilen ödemeyi” kabul ve taahüt ettikleri anlaşılmaktadır.
Sözü edilen senet içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere; davalı … doktora öğrenimi süresince kendisine ödenen tüm aylık ve ücretleri -hizmeti yerine getirmediği durumda- ödeyeceğini özgür istenciyle kabul etmiş, diğer davalılar da aynı şekilde bu borca (yüklenme) müteselsilen kefil olmuşlardır. Senedin düzenlendiği tarih itibariyle herbiri ergin olup ayırtetme gücüne sahip olmadıkları yönünde herhangi bir sav ve kanıt da ileri sürülmeyen davalıların kendi özgür iradeleriyle imzaladıkları yüklenme ve kefalet senedinde yazılı borç ve edimleri yerine getirmekle yükümlü olduklarının kabulü gerekir.
Mahkemece davanın reddine gerekçe yapılan “davalının yerel seçimlere katılmasının yasal hakkı bulunduğu, mecburi hizmet yükümlülüğü sözkonusu olduğunda, bunun seçimler neticesinde yerine getirileceği görüşü isabetli bulunmamıştır.
Davalı, -yukarıda yazılı yüklenme ve kefalet senedinde açıkça belirtildiği üzere- “Kırıkkale Üniversitesinin göstereceği fakültede doktora öğrenimi süresi kadar tatiller dahil hizmet ifasını, hizmeti yerine getirmediği takdirde hiçbir adli ya da idari yargı kararına gerek kalmadan eğitim süresi içerisinde aldığı maaş ve diğer gelirleri tazminat olarak ödemeyi” kabul etmiş, ancak bu yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Borçlar Kanununun 96. maddesi gereğince davalılar yüklenme ve kefalet senedinden doğan borçlarını yerine getirmediklerinden kusurlu imkansızlık nedeniyle tazminat ödemekle yükümlüdürler. Anılan maddenin önerdiği kural; Alacaklının, borçlunun kusurlu olduğunu kanıtlamakla yükümlü olmadığıdır. Borçlu sorumlu olmamak için borcun ifa edilmemesinde kusuru bulunmadığını “borcun ifa edilmemesinin fevkalade halden, mücbir sebepten ileri geldiğini kanıtlamak zorundadır.
Olağanüstü haller, borçluya yüklenmeyen, önceden görülemeyen ve borçlu açısından borcun ihlalini kaçınılmaz duruma sokan haller ve sebeplerdir.
Bu nedenle, kaçınılmaz bir olay önceden öngörülebiliyorsa fevkalade halden sözedilemeyecekdir. Borçlu kaçınılamayacak bir olayın gerçekleşebileceğini önceden tahmin edebiliyor, fakat buna rağmen o borcu ifa yükümü altına giriyorsa bunun sonuçlarını dikkate almış demektir. Onun için de sorumluluktan kurtulmamalıdır.
Davalı, yerel yönetim seçimine girmeden önce, (yüklenme-kefalet senedi ile yükümlendiği) mecburi hizmet borcunu yerine getirmediği takdirde eğitim ve öğretim süresi içerisinde almış olduğu maaş ve gelirleri faizi ile ödeyeceğini bilmektedir. O halde yapılan hukuki açıklamalar karşısında sözü edilen maddi olgu olağanüstü hal kabul edilemez. Kaldı ki Seçim Yasasında seçime girenlerin mecburi hizmet yükümlülüğünden bağışık tutulacağına ilişkin bir hüküm de bulunmamaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve kanıtlar incelenip değerlendirilerek tazminat miktarı saptanıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.05.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.