Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2006/8377 E. 2010/16245 K. 14.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8377
KARAR NO : 2010/16245
KARAR TARİHİ : 14.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesine göre tapu iptal ve tescil, karşı davada ise su deposunun kal’i suretiyle müdahalenin men’i istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın önceki maliki olan … isimli şahıstan 1875 m²’lik kısmın 25.10.1976 tarihinde istimlak edildiğini, bedelinin ödendiğini, 1988 yılında taşınmazın davalı …’ya satıldığını, 28 yıldır kamulaştırılan yerin davacı … tarafından su kuyuları yeri olarak kullanıldığını ileri sürerek Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi gereğince adına tescili istenilmiştir. Davalı vekili cevabında ve karşı davasında, dava konusu taşınmazı önceki malik …’nın mirasçılarından 1988 yılında satın aldığını, bu tarihte belediyenin su depolarının olduğunu, ancak tapu kaydında herhangi bir şerh olmadığını, su deposu olan kısmın belediyeye kiraya verildiğini, halen belediye tarafından terk edildiğini ve 10 yıldır kullanılmadığını ileri sürerek su depolarının kal’i ile belediyenin bu yerden men’i istenilmiş, mahkemece asıl davanın kabulü ile 1875 m² lik kısmın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, karşı davanın ise reddine karar vermiş, hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın 12.09.1978 tarihinde kamulaştırıldığı, bedelinin kamulaştırma tarihindeki maliki … tarafından alındığı, zeminde halen kullanılmayan ancak daha önce kullanıldığı anlaşılan belediyeye ait su kuyusu, deposu ve bekçi barınağının olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak;
3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 5841 sayılı Yasa ile değişik 12. maddesinde “30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Kadastro Müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile Kadastro Mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir. Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan
önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” hükmü öngörülmüştür. 25.02.2009 tarihinde kabul edilen 5841 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na eklenen geçici 10. maddede “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” denilmiştir.
Somut olayda, davalıya ait dava konusu … 460 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ve dayanağını oluşturan kadastro tutanağı ve eklerinden kadastro tespitinin 06.02.1979 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Buna göre karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Kadastro Yasası’nın 12. ve geçici 10 maddelerinin değerlendirilmesi açısından hükmün bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.