Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2006/8406 E. 2006/9940 K. 30.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8406
KARAR NO : 2006/9940
KARAR TARİHİ : 30.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının oğlunun nüfus kaydında “Batu” olan adının “Nepal” olarak değiştirilmesine ilişkin verilen yabancı mahkeme kararının tenfizini istemiş, mahkemece davanın reddi yönünde karar verilmiş, verilen bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı …’ın ABD Newyork Vilayeti Hukuk Mahkemesinde açtığı isim düzeltim davasıyla oğlu Batu’nun adını “Nepal” olarak değiştirdiğini, Batu’nun hem Amerikan, hem Türk vatandaşı olması nedeniyle davanın Amerikan hukukuna göre görüldüğünü ve sonuçlandırıldığını, verilen kararın 9.11.2002 tarihinde kesinleştiğini belirterek bu kararın tanınmasını, tenfizini ve nüfus kaydında gerekli değişikliğin yapılmasını istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Yabancı mahkeme kararlarının tenfizine ve tanınmasına ilişkin hükümler, 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun ikinci kısmının ikinci bölümünde yer almaktadır. Bu Kanunun 34. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilen ve kesinleşmiş olan kararların Türkiye’de yerine getirilebilmesi için, yetkili Türk Mahkemesi tarafından, tenfiz kararı verilmesi gerekir. Tenfiz istemi için açılacak davanın dilekçesine eklenecek belgeler Kanunun 37. maddesinde tenfizi istenen yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı ve onanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin
eklenmesi öngörülmekte 38. madde de ise, tenfizin şartları olarak; Ülkemiz ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan anlaşma veya kanun hükmü yahut uygulanmanın bulunması, ilamın Türk Mahkemesinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmesi, hükmün kamu düzenine aykırı olmaması, aleyhinde hüküm verilen kişinin itiraz etmemiş olması ve Türklerin kişi hallerine ilişkin yabancı ilamında Türk kanunlar ihtilafı kuralları gereğince yetkili kılınan hukukun uygulanmamış ve Türk vatandaşı olan davalının tenfize itiraz etmemiş olması koşulları aranmaktadır. Kanunun 38. maddesinin (a) ve (d) bentlerindeki koşullar aranmadan yabancı mahkeme kararlarının tanınmasında da tenfizde olduğu gibi yargılama yapılır ve karar verilir. Ancak, yabancı mahkeme kararlarının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi için yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespiti gerektiği, ihtilafsız kaza kararlarının tanınması veya yabancı mahkeme ilamlarına dayalı olarak Türkiye’de idarî bir işlemin yapılmasında da 42. madde hükmü uygulanacaktır.
Somut olayda; Davacının bu davadaki isteği, Türkiye’deki nüfus kütüğünde Batu olan oğlunun adının, Amerikan Mahkemesinde açtığı dava sonucu Nepal olarak değiştirilmesine ilişkin mahkeme kararını infaz ettirmek ve nüfus kütüğüne oğlunun adını Nepal olarak kaydettirmektir. Bu amacına ulaşmak için açtığı davada önce tenfiz ve daha sonradan tanıma istemektedir. Tanıma ve tenfiz taleplerinden hangisi davacının lehine ise ona göre davaya yön vermek gerekir. Davasında yabancı mahkemenin kararının tenfizini isteyen davacı aynı zamanda tanınmasını da talep etmiş olmaktadır. Çünkü çoğun içinde az da vardır. Tanıma yukarıda da açıklandığı gibi 2675 Sayılı Yasanın 42. maddesinde düzenlenmiştir. Bilimsel çevrelerde yabancı mahkeme kararının tanınması, kararın kesin hüküm vasfının Türkiye’de kabul edilmesidir. Kesin hüküm teşkil etmeyen bir kararın icra kabiliyeti de yoktur. İcra kabiliyeti taşıyan mahkeme kararlarının yalnızca tanınmaları da mümkündür. Başka bir anlatımla bir karar hakkında tenfiz talep edilmeden salt tanımanın istenmesi de olanaklıdır. Bu duruma göre tanımada da tenfiz şartları aranmakla birlikte 2675 Sayılı Kanunun 38. maddesinin (a) ve (d) bentlerindeki yani, karşılıklılık esasına dayanan anlaşma, fiili uygulama ya da kanun hükmü bulunması şartları ile kendisine karşı tenfiz istenen kişinin kararı veren mahkemenin hukukuna uygun olarak mahkemeye çağrılmış veya temsil edilmesine olanak verilmiş veya karar gıyapta verildiği takdirde, kararın o yer usulüne uygun verilmiş olması koşulları aranmayacaktır. Böylece yabancı

mahkemeden ad değiştirme kararı alan bir kişinin bu kararı nüfusta infaz ettirebilmek için yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinden tanıma kararı verilmesini isteyebilecektir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, yabancı mahkeme kararında 2675 Sayılı Yasaya göre tanıma şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılıp tanımanın koşullarının bulunduğunun saptanması halinde tanımaya karar verilmesi gerekirken hukuken kabulü mümkün olmayan gerekçe ile davanın reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.