Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2006/9550 E. 2006/10702 K. 18.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/9550
KARAR NO : 2006/10702
KARAR TARİHİ : 18.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma ile alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Bilirkişi kurulu raporunda somut emsal olarak incelenen satış üzerinde kat irtifakı tesis edilen 1216 ada 28 parseldeki bir bağımsız bölümün satışıdır. Kat Mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulu yapılardaki bağımsız bölüm satışlarında binanın niteliği, inşaat kalitesi, bağımsız bölümlerin iç düzeni, cephesi vd. satış fiyatının belirlenmesinde etkili olup, ortak yerlerden yararlanma oranı dahi satış fiyatında dikkate alındığından bu gibi satışlarda binanın değeri satış değerinden düşülmüş olsa bile yanılgıya sebebiyet verecek nitelikte olduğundan arsa değerlendirmesinde emsal olamaz. Kaldı ki taşınmazın satış değerinden bina değeri Kat Mülkiyeti Yasasının 46.maddesinin son fıkrasında öngörülen usule uygun olarak da düşülmemiştir. Bu nedenle yanıltıcı sonuçlara götürebilecek emsale göre değerlendirme yapan bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınması,
2-2942 Sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasa ile değişik 11.maddesinin (d) bendinde vergi beyanı, kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak bu husus dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal içinde geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir. Bu nedenle dava konusu taşınmaz ve emsal alınan taşınmazın değerlendirme tarihi itibariyle bulundukları cadde veya sokak için belediyelerce emlak vergisine esas olmak üzere belirlenen m2 fiyatları, ilgili belediyelerden getirtilerek bu değerlere göre verilen m2 fiyatının mukayese edilmesi gerekir.
Emsalin ve dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas değerlerinin birbirine oranı ile bilirkişi raporlarında emsal karşılaştırması sonucu değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı ise, mahkemece bu farklılık ve çelişkinin de bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak mutlaka giderilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3-Dava konusu taşınmazın ve emsal alınan taşınmazların İmar Kanununun 18.maddesi gereği düzenleme sonucu meydana gelen imar parselleri olup olmadığı araştırılarak dava konusu taşınmazın kadastro, emsalin ise imar parseli olduğu anlaşıldığı takdirde, emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerden düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerektiğinin dikkate alınmaması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yeniden emsal araştırması yapılarak bulunacak uygun emsal ve yukarıda belirtilen diğer esaslara göre yöntemine uygun şekilde değerlendirme yapılmak üzere bilirkişi kurulu raporu alınarak oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 18.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.