Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2007/1045 E. 2007/1517 K. 26.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1045
KARAR NO : 2007/1517
KARAR TARİHİ : 26.02.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde ortak yerlere el atmanın önlenmesi ve bahçenin etrafına yapılan demir parmaklıkların kaldırılması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, mahkemece temyiz süresi geçtiğinden davalının temyiz istemi reddedilmiş, davalı vekili bu kez temyiz isteminin reddine ilişkin kararı temyiz etmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
7201 Sayılı Tebligat Yasasının 35. maddesi hükümleri uyarınca kendisine veya adresine yasanın gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmek zorundadır. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği veya yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Somut olayda davalı …’e mahkemenin gerekçeli kararının tebliğine ilişkin 30.1.2006 günlü tebligat mazbatasında site yöneticisinin beyanına göre muhatabın yurt dışında olduğu tespit edildikten sonra yurt dışı adresinin tebliğ belgesine yazılarak iade edilmesine karşın mahkemece, saptanan bu yurt dışı adresine tebligat çıkarılması gerekirken doğrudan aynı adrese 35. maddeye göre tebligat yapılmıştır. Tebligat Yasasının 35. ve Tüzüğün 55. maddesi hükümlerinde öngörülen koşulları taşımayan böyle bir tebliğ işlemi geçersiz olup, bu tebligata dayanılarak temyiz isteminin süreden reddi doğru görülmediğinden; mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 18.5.2006 gün ve 2005/177E-635K. sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilip, davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyizi bakımından dosyada toplanan tüm bilgi ve belgelerin okunup incelenmesi sonunda;
Davanın 21.9.2005 günlü oturumuna davacı yanın gelmemesi ve davalının da davayı takip etmeyeceğini bildirmesi karşısında HUMK’nun 409. maddesi gereğince dava dosyasının işlemden kaldırıldığı, davacının yenileme istemini içeren 14.10.2005 günlü dilekçesi üzerine mahkemece belirlenen duruşma günü ile bu dilekçenin bir örneğinin davalıya tebliği için çıkartılan çağrı kağıdının “muhatabın yaz sezonu bitimi yurt dışına gittiği, adresinin bilinmediği” gerekçesiyle iade edildiği anlaşılmaktadır. Saptanan bu durum karşısında mahkemece, yenileme dilekçesinin ve duruşma gününün yönteme uygun biçimde tebliği ile taraf teşkilinden sonra toplanan kanıtlara göre oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan davalının yokluğunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.2.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.