YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10980
KARAR NO : 2008/3158
KARAR TARİHİ : 17.03.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı yönetici dava dilekçesinde davalı şirketin anataşınmazda 2006 yılında kullanmaya başladığı iki adet bağımsız bölümle ilgili olarak ödemediği ortak gider ve aidat borcundan dolayı hakkında yürütülen icra takibine itiraz … takibi durdurduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, takibin devamını, %40’dan … olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalı taraf cevap dilekçesinde davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürüp davanın reddini, %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiş, mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine, davacının basit bir araştırmayla bağımsız bölümlerin malikini öğrenebileceği, bu araştırmayı yapmadan davalı şirket hakkında icra takibi yaptığı, haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle borcun %40’ı oranında tazminatın davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; kat mülkiyetli anataşınmazda davalının iki adet bağımsız bölümünün bulunduğu ve bunları 13.12.2006 günü satın aldığı, dava konusu alacağın davalıya ait bağımsız bölümlerin ortak gider ve aidat borcundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İcra ve İflas Yasası’nın 67. maddesinin ikinci fıkrasına göre, alacaklının icra-inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için icra takibini yapmakta hem haksız ve hem de kötü niyetli olması gerekir. Kötü niyetten sözedebilmek için davacının, bilerek ve isteyerek zarara uğratmak kastını taşıdığı kanıtlanmalıdır. Davalının sözü edilen bağımsız bölümlerin maliki olması ve takibin bu bağımsız bölümlerin borçlarıyla ilgili bulunması karşısında, davacı tarafın kötü niyetli olduğu kabul edilemeyeceğinden, davalı tarafın bu konudaki isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.