YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1758
KARAR NO : 2007/1802
KARAR TARİHİ : 05.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece, yerinde iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi kurullarınca dava konusu 562 parsel sayılı taşınmazın sulu tarım arazisi olarak nitelendirilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Yargıtay’ın kararlılık kazanmış bulunan uygulamaları gözetildiğinde, yöredeki sulu tarım arazilerine değer biçilirken kapitalizasyon faizinin %5 yerine %6 oranında alınmış olması doğru değil ise de davalı taşınmaz mal sahibi hükmü temyiz etmediğinden bozma nedeni sayılmamış, bu hususa salt değinilmekle yetinilmiştir.
Dosyada toplanan belge ve bilgiler, Kamulaştırma Yasasının ilgili hükümleri ile Yargıtay uygulamaları çerçevesinde incelendiğinde, bilirkişi kurullarınca düzenlenen raporlar kamulaştırma bedelinin tespiti yönünden hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-İkinci bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmaz önce açık tarım arazisi olarak kabul edilip, sulu şartlarda münavebeye alınan buğday, domates ve şeker pancarı ürünlerine göre değerlendirilmiş olmasına karşın, daha sonra kendi içinde çelişir biçimde taşınmazın tamamı kapama kayısı
../..
2007/1758-1802 -2-
bahçesi olarak değerlendirilmiştir. Bu durum karşısında, mahkemece, dava konusu taşınmazın kamulaştırma tarihi itibariyle olduğu gibi kullanılması (açık tarım arazisi mi yoksa kapama kayısı bahçesi mi olduğu) konusunda ikinci bilirkişi kurulu raporundaki mevcut çelişki giderilmeden, bu bağlamda taşınmazın üzerinde tamamına kapama bahçe niteliği verecek yaş ve sayıda kayısı ağaçlarının bulunup bulunmadığı açıkça belirtilmeden, ayrıca bir dekara –normal aralıklarla- kaç ağaç düştüğü de ilçe tarım müdürlüğünden sorulup saptanmadan, taşınmazın tamamını kapama kayısı bahçesi olarak kabul edip dekar başına 10 ağaç üzerinden hesaplama yapan ve buna göre zemine değer biçen ikinci bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmesi, gerekçesi de açıklanmadan iki bilirkişi kurulunun tespit ettiği değerlerin aritmetik ortalamalarının alınması suretiyle hüküm kurulması,
2-İkinci bilirkişi kurulunca taşınmazın kapama kayısı bahçesi olarak nitelendirilmesi doğru kabul edilse bile; tarım müdürlüğünden getirtilen veri cetvelinde kayısı ürününün ortalama verimi 75 kg/ağaç olup, bedelin tespitinde bu verimin esas alınması gerekirken resmi veri gözardı edilerek 85 kg/ağaç üzerinden hesaplama yapılması,
3-Taşınmazın 2034,56 m2’lik bölümünde (bina ve tesis yapmamak, ağaç dikmemek kaydıyla) davacı idare lehine daimi irtifak hakkı kurulmuş olup, irtifaklı alanın içerisinde kaldığı tespit edilen 6-17 yaşlarındaki 2 adet kayısı ağacının boru hattının geçirilmesi çalışmaları nedeniyle kesilip kaldırılacağı ve yerine yeniden ağaç da dikilemeyeceği cihetle, bu ağaçların kaim değerlerinin yöntemine uygun biçimde saptanması gerekirken, her iki bilirkişi kurulunca düzenlenen raporlarda sözü edilen kayısı ağaçları bedelinin nasıl hesaplandığı ve dayanakları açıklanmamıştır. Yargıtay uygulamalarında benimsenen kaim değer yöntemine göre; irtifak hakkının kurulduğu alan önce kapama kayısı bahçesi olarak değerlendirilmeli, daha sonra açık tarım arazisi olarak çevrede yetiştirilmesi mutad olan ürünlere göre saptanan net gelirine uygun kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle ağaçsız değeri bulunmalı, bu iki değer arasındaki fark ağaçların kaim değeri olacağından; enkaz bedeli de düşüldükten sonra kalan değere hükmedilmelidir. Şu halde açıklanan bu kaim değer belirleme yöntemine uyulmadan ve dayanağı da belirtilmeden irtifaklı alanda kalan ağaçlara değer biçen bilirkişi kurulu raporlarının hükme esas alınması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda değinilen hususlar eksiksiz yerine getirilmeli, bu bağlamda bilirkişi kurullarından bozma gereklerine uygun ve denetime elverişli ek rapor alınmalı, oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulmalıdır.
../..
2007/1758-1802 -3-
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 5.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.