YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3817
KARAR NO : 2007/4458
KARAR TARİHİ : 17.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece, dava konusu taşınmazın yerinde yaptırılan incelemesi sonucu bilirkişi kurulunca taşınmaz malın tarım arazisi olarak kabulü ile bu niteliğine göre değerlendirme yapılıp kamulaştırma bedelinin tespitinde yöntem olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ancak;
1-2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının (4650 Sayılı Yasa ile değişik) 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (değerlendirme) tarihindeki mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Dava konusu taşınmaz üzerinde, tamamına kapama zeytin bahçesi niteliği verecek yaş ve sayıda zeytin ağaçlarının bulunup bulunmadığı açıkça belirtilmeden, ayrıca idarenin kıymet takdir komisyonu raporu ve bilirkişi kurulunun asıl raporunda arazi gelirine göre hesaplama yapılmış olup, bu durumda raporlar arasında taşınmazın niteliği açısından oluşan çelişki de giderilmeden taşınmazın tamamını kapama zeytin bahçesi olarak değerlendiren eksik incelemeye dayalı ve denetime elverişsiz bulunan bilirkişi ek raporuna itibarla hüküm kurulması,
2-Bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın yakınındaki yetersiz (taşınmazın tamamının sulanmasına yeterli olmayan) bir arktan kısmen sulandığı bu duruma (su miktarına) göre taşınmazın %25’inin sulu, %75’inin kuru tarıma elverişli bulunduğu saptanmış olup hesaplamanın da bu oran üzerinden yapılmış bulunmasına karşın sonradan alınan ek raporda -asıl raporda beilrtilen ve yerinde görülen nitelik ve özellikleri gözardı edilerek- taşınmazın tamamının sulu kabulü ile buna göre değerlendirme yapılması, dolayısıyla mahkemece taşınmazın asıl raporda saptanan özelliğinin dikkate alınması gerekirken ek rapora göre hüküm kurulması,
3-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre iklim koşulları, arazinin toprak ve topografik yapısı, bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözetilerek dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan ülkemizin değişik yörelerindeki tarım arazilerinin değerlendirilmesinde (değeri önemli biçimde etkileyen kanıtlanmış farklı ve özel bir etken bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faizi suluda %5, kuruda %6 oranında alınmaktadır. Yukarıda 2 nolu bentte belirtildiği üzere dava konusu taşınmazın sulu kabul edilecek olan %25’lik bölümü için kapital faiz oranının %5 ve kuru olan %75’lik kısmında ise %6 alınması gerektiği düşünülmeden, mahkemece taşınmazın tamamını sulu olarak değerlendiren ek rapora dayanılmış bulunmasına karşın kapitalizasyon faiz oranının %6 olarak alınmış bulunması,
4-2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 15. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (dava tarihinin) esas tutulması gerekir. Somut olayda idarece belgelerin mahkemeye verildiği güne göre 2006 yılı verilerinin getirtilip buna göre bedel tespiti yapılması gerektiğinde kuşku yoktur. Her ne kadar taşınmazın yerinde yapılan inceleme ve bilirkişi kurulunun raporlarını düzenlediği tarihlerde 2006 verilerinin henüz belli olmadığı gerekçesiyle bir önceki yılın verileri üzerinden hesaplama yapılmış ise de hüküm tarihinde 2006 yılı verilerinin saptanmış bulunması olasılığı gözönünde tutularak bilirkişi kurulunca münavebeye alınan ürünlere ilişkin 2006 yılı resmi verilerinin getirtilip raporların denetlenmesi ve bilirkişi kurulundan bu verilere uygun ek rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre de;
5-Bilirkişi kurulunun ek raporunda belirtildiği üzere taşınmazın kapama zeytin bahçesi olarak nitelendirilmesi doğru kabul edilse bile, ülkemizde zeytinin en çok üretildiği Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde zeytin ürünü veriminin var yılı yok yılı da gözetildiğinde genelde dekar başına ortalama 400-500 kg civarında olduğu yıllardır Yargıtay’a gelen kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin dava dosyalarından bilinmektedir. Bu nedenle değerlendirmede zeytin ürününün veriminin yukarıdaki ülke ortalaması gözetilerek dekar başına en çok 500 kg’ı geçmemek kaydıyla değerlendirme yılı (2006) itibariyle … İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilecek olan ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg başına ortalama satış fiyatlarını gösteren veriler esas alınarak kamulaştırma bedelinin tespiti gerekirken, bu esaslara uygun düşmeyen ve özellikle zeytin ürününün dekar başına verimini yüksek alan bilirkişi kurulu ek raporuna dayanılarak karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 17.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.