YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3826
KARAR NO : 2007/5584
KARAR TARİHİ : 07.06.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kabulü ile bu niteliğine göre değerlendirme yapılmış olmasında yöntem olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ancak;
1-Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda taşınmazın tamamının sulu ziraat arazisi olduğu, sulama suyunun taşınmazda bulunan sulama havuzundan sağlandığı belirtilmiş bilgisine başvurulan köy ihtiyar heyeti üyesi sulamanın köy deresinden gelen sudan yapıldığını bildirmiştir. Oysa dava konusu taşınmazın tamamının fiilen sulanıp sulanmadığı sulanıyor ise taşınmazda bulunan sulama havuzunun kaynağı ve bu kaynaktan gelen suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi havuza ve taşınmaza ulaştığı; Havuzdan alındığı belirtilen suyun taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için yeterli olup olmadığı, yeterli olmadığı zamanlarda taşınmazın ne şekilde sulandığı araştırılmadan ve raporun denetime elverişli olacak biçimde yazılmadan taşınmazın tamamının sulu arazi kabul edilmiş olması,
2- 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 15. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (dava tarihinin) esas alınması gerekir. Somut olayda idarece belgelerin mahkemeye verildiği güne göre 2006 yılı verilerinin getirtilip buna göre bedel tespiti yapılması gerektiğinde kuşku yoktur. Her ne kadar taşınmazın yerinde yapılan inceleme ve bilirkişi kurulunun raporunu düzenlediği tarihte 2006 verilerinin henüz belli olmadığı gerekçesiyle bir önceki yılın verileri üzerinden hesaplama yapılmış ise de hüküm tarihinde 2006 yılı verilerinin saptanmış bulunması olasılığı göz önünde tutularak bilirkişi kurulunca münavebeye ve değerlendirmeye alınan ürünlere ilişkin 2006 yılı resmi verilerinin getirtilip raporların denetlenmesi ve bilirkişi kurulundan bu verilere uygun ek rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
../..
2007/3826-5584 -2-
3- Dava konusu taşınmazın tamamı 12298,31 m2’dir. Bilirkişi kurulunca bu taşınmazın üzerinde 2 yaşında 95 zeytin ve 6 ceviz fidanı ile 3-5 yaşında 8 şeftali, 3-20 yaşında 4 nar, 20 yaşında 5 zeytin, 5-60 yaşında 12 ceviz, 5-15 yaşında 3 armut, 2-25 yaşında 4 elma, 15-20 yaşında 125 asma bulunduğu belirtildikten sonra 95 zeytin fidanının 5587 m2’lik, 6 ceviz fidanının 600 m2’lik, asma omcalarının 750 m2’lik alanı kapladığı geriye ise kapama meyve bahçesi için 1959,75 m2’lik ve açık arazi için 3401,56 m2’lik yerin kaldığı saptanmış, ceviz ve zeytin fidanlarının kapladığı alan ile 3401,56 m2’lik alan sulu açık tarım arazisi, omcaların kapladığı alan bağ ve arta kalan kısım ise karışık meyve bahçesi olarak değerlendirilmiştir. Yukarıda yaşı ve cinsi belirtilen meyveli ağaç cinslerine göre verim çağındaki (bu ceviz, zeytin, elma, nar, şeftali ve armut) ağaçlarının ayrı ayrı dekar başına getireceği net gelirin hesaplanıp buna göre her birinin bulunacak olan m2 birim fiyatının ağaç sayısına göre kapladığı m2 ile çarpılması, böyece kapama meyve bahçesi değerinin hesaplanması gerekirken bu yöntemden farklı bir biçimde hesaplama yapılmış olması,
Kabule göre de;
4- Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre iklim koşulları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı, bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb.) gözetilerek dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan Ülkemizin değişik yörelerindeki tarım arazilerinin değerlendirilmesinde (değeri önemli biçimde etkilleyen kanıtlanmış farklı ve özel bir etken bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faizi suluda %5, kuruda %6 oranında alınmaktadır.
Dava konusu taşınmazın yukarıda (1) numaralı bentte belirtildiği üzere sulu, kısmen sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinin açıkça saptanmasından sonra, bu niteliğine uygun kapitalizasyon faiz oranının esas alınması gerektiği düşünülmeden, mahkemece taşınmazın tamamını sulu olarak değerlendiren rapora dayanılmış bulunmasına karşın kapitalizasyon faiz oranının %6 olarak alınmış bulunması,
5- Dava konusu taşınmazın üzerindeki 2 yaş ceviz ve zeytin fidanlarının 2006 yılı itibariyle … İlçe Tarım Müdürlüğünden rayiç (geçer) değerlerinin belirlenip salt bu değerin taşınmazın tespit edilecek olan kamulaştırma bedeline eklenmesi ile yetinilmesi gerekirken, -Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına aykırı biçimde- bu fidanların 2 yıllık tesis bedellerine de hükmedilmesi ve ayrıca ek raporda hesaplama yapılırken 95 zeytin fidanı sayısının 110 ve 6 ceviz fidanı sayısının 42 adet kabulü ile yüksek değer belirlenmiş olduğunun gözetilmemesi,
6-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre tarım arazilerinin değerlendirilmesinde bilirkişi kurulunca münavebeye alınan ürünlerin dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg. başına ortalama toptan satış fiyatları esas alınır. Somut olayda buğday ve samanın dekar başına ortalama verimi yerine buğdayda bu ortalamanın üstünde, samanda ise altında bir verim miktarının alınmış bulunması,
Doğru görülmemiştir.
../…
2007/3826-5584 -3-
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 14.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.