Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2007/3832 E. 2007/4727 K. 24.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3832
KARAR NO : 2007/4727
KARAR TARİHİ : 24.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kabulü ile bu niteliğine göre değerlendirme yapılmış olmasında yöntem olarak bir isabetsizlik yoktur.
Ancak;
1-Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda taşınmazın tamanın sulanabilir ziraat arazisi olduğu belirtilmiş bilgisine başvurulan köy muhtarı sulamanın köy deresinden gelen sudan yapıldığını bildirmiştir. Oysa dava konusu taşınmazın tamamının fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyor ise dereden gelen suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama ya da başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, ayrıca dereden geldiği belirtilen suyun taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için yeterli olup olmadığı, dereden sulanamadığı zamanlarda taşınmazın ne şekilde sulandığı araştırılmadan ve rapora denetime elverişli olacak biçimde yazılmadan taşınmazın tamamının sulu arazi kabul edilmiş olması,
2-2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 15. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (dava tarihinin) esas alınması gerekir. Somut olayda idarece belgelerin mahkemeye verildiği güne göre 2006 yılı verilerinin getirtilip buna göre bedel tespiti yapılması gerektiğinde kuşku yoktur. Her ne kadar taşınmazın yerinde yapılan inceleme ve bilirkişi kurulunun raporunu düzenlediği tarihte 2006 verilerinin henüz belli olmadığı gerekçesiyle bir önceki yılın verileri üzerinden hesaplama yapılmış ise de hüküm tarihinde 2006 yılı verilerinin saptanmış bulunması olasılığı göz önünde tutularak bilirkişi kurulunca değerlendirmeye alınan zeytin ürününe ilişkin 2006 yılı resmi verilerinin getirtilip raporun denetlenmesi ve bilirkişi kurulundan bu verilere uygun ek rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre iklim koşulları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı, bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb.) gözetilerek dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan Ülkemizin değişik yörelerindeki tarım arazilerinin değerlendirilmesinde (değeri önemli biçimde etkilleyen kanıtlanmış farklı ve özel bir etken bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faizi suluda %5, kuruda %6 oranında alınmaktadır.
Dava konusu taşınmazın yukarıda (1) numaralı bentte belirtildiği üzere sulu, kısmen sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinin açıkça saptanmasından sonra, bu niteliğine uygun kapitalizasyon faiz oranının esas alınması gerektiği düşünülmeden, mahkemece taşınmazın tamamını sulu olarak değerlendiren rapora dayanılmış bulunmasına karşın kapitalizasyon faiz oranının %6 olarak alınmış bulunması,
4-Dava konusu taşınmazın tamamının kapama zeytinlik olduğu yerinde yapılan inceleme sonucunda anlaşılmış olup bu niteliği konusunda çekişme yoktur. Ülkemizde zeytinin en çok üretildiği Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde dekara normal sıklıkta 17 zeytin ağacı düştüğü ve zeytin ürünü veriminin var yılı yok yılı da gözetildiğinde genelde dekar başına ortalama 400-500 kg civarında olduğu yıllardır Yargıtay’a gelen kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin dava dosyalarından bilinmektedir. Bu nedenle değerlendirmede zeytin ürünün veriminin yukarıdaki ülke ortalaması gözetilerek dekar başına en çok 500 kg’ı geçmemek kaydıyla değerlendirme yılı (2006) itibariyle … İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilecek olan ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg başına ortalama satış fiyatlarını gösteren veriler esas alınarak kamulaştırma bedelinin tespiti gerekirken, bu esaslara uygun düşmeyen ve özellikle zeytin ürünün dekar başına verimini yüksek alan bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda (1) numaralı bentte belirtildiği üzere taşınmazın sulu (kısmen veya tamamen) ya da kuru tarım arazisi niteliği açıkça ve denetime olanak verecek biçimde saptanmalı, sulu tarım arazisi olduğunun (fiilen sulandığının) belirlenmesi durumunda (2) numaralı bentteki esaslar çerçevesinde; kuru tarım arazisi olduğunun anlaşılması durumunda ise zeytin ürünün kuru arazideki 2006 yılına ilişkin dekar başına ortalama verim ve üretim giderleri ile kg. başına ortalama toptan satış fiyatları esas alınarak değerlendirme yapılıp kapitalizasyon faizinin de (3) nolu bentte belirtilen oranlarda alınarak değerlendirme yapılmak ve diğer bentlerdeki hususlar da yerine getirilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin belirlenmesi için bilirkişi kurulundan ek rapor alınması, raporun yukarıda açıklanan hususlara uygunluğunun denetlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 24.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.