YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3886
KARAR NO : 2007/4349
KARAR TARİHİ : 17.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı, dava dilekçesinde nüfusda 1969 ve 1971 doğumlu olarak kayıtlı kızı …’ın mükerrer olan 1969 tarihli kaydının iptalini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı …, dava dilekçesinde kızı …’ın nüfus kütüğüne 13.09.1969 doğumlu olarak yazılmış olmasına karşın 28.10.1971 doğumlu olduğunu ve bu doğum tarihi ile de nüfusa ayrıca tescil edildiğini ileri sürerek kızı …’ın 13.09.1969 doğumlu olarak mükerrer yazılan nüfus kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının kızı …’ın nüfusa ilk kez 27.07.1970 tarihinde tescil edildiğini, 13.9.1969 doğumlu kaydın iptal edilip 28.10.1971 doğumlu kaydının düzeltilmesi durumunda 27.7.1970 tarihi itibariyle kişinin doğmadan önce nüfusa kaydedilmiş olacağı, oysa bir kişinin doğmadan nüfusa tescilinin mümkün bulunmadığı ve dolayısıyla 1971 doğumlu …’ın doğum tarihinden daha önceki bir tarihte nüfusa tescil edilemeyeceği, ayrıca kayden 1969 doğumlu …’ın 1975 yılında ilköğretime başladığı nazara alındığında böyle bir kişinin var olduğunun da anlaşıldığı gerekçesiyle her iki kaydın mükerrer olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada toplanan bilgi ve belgelerden, özellikle aile nüfus kayıt tabloları ve doğum tutanakları içeriğinden mükerrer kaydının iptali istenen … adlı kişinin 27.7.1970 tarihinde 13.09.1969 doğumlu olarak ve 17.4.1986 tarihinde ise 28.10.1971 doğumlu olarak aynı adla nüfusa tescil edildiği, yapılan kolluk araştırmasında davacı …’ın gerçekte … adlı tek kızının olduğu ve onunda Mehmet Koçkaya adlı kişi ile evlenerek 1986 yılından beri Avrupa’da bulunduğunun, …Kaymakamlığı… İlköğretim Müdürlüğünden getirtilen yazıya göre de …ve …’den olma 13.09.1969 doğumlu …’ın 19.9.1975 tarihinde… İlkokuluna kayıt edilerek bu okuldan 13.6.1980 tarihinde mezun olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda özetlenen davanın niteliği ve dosyada toplanan kanıtlar gözönünde tutulduğunda:
1-Dava, nüfusa 13.09.1969 ve 28.10.1971 doğumlu olarak iki kez kaydedilen …’ın mükerrer olduğu bildirilen doğum tarihinin iptali savıyla baba … tarafından açılmıştır. Mükerrer kaydının iptali istenilenin -dava gününe göre- sağ ve ergin bir kişi olduğu anlaşılmaktadır. Nüfus kütüğüne kızının iki kez kaydedilmiş olması davacı babanın haklarını -dolaylıda olsa- etkileyeceği gözetildiğinde böyle bir davayı açma konusunda hukuki yararı bulunmakla birlikte; kamu düzenini de ilgilendiren bu davada nüfus kaydının iptali istenen kişinin de davacı baba yanında davaya katılmış olması gerekir. Öyle ise mükerrer kaydının iptali istenilen …’ın davacının yanında yöntemince davaya katılması sağlanmadan davaya bakılıp işin esası hakkında hüküm kurulması yasaya ve yönteme aykırıdır.
2-Kabule göre de; davacı …’ın dosya içerisindeki aile nüfus kaydı içeriğinden kızı …’ın 13.09.1969 ve 28.10.1971 doğumlu olarak nüfusa kaydedildiği, kolluk araştırması sonucu düzenlenen tutanakta ve ilköğretim müdürlüğünün mahkemenin müzekkeresine verdiği yanıtta davacının … adlı tek kızının bulunduğu, aynı adı taşıyan iki ayrı kişinin var olmadığı, …’ın 13.9.1969 doğumlu olarak ilköğretime başlayıp 13.6.1980 tarihinde okuldan mezun olduğu, buna karşın 28.10.1971 tarihli nüfus kaydı ile evlenip bu kayıtla pasaport alarak yurtdışına gittiği anlaşılmaktadır.
Saptanan bu durum karşısında mahkemece öncelikle yukarıda 1 nolu bentte değinilen usul işlemi yerine getirtildikten ve yöntemince taraf teşkili sağlandıktan sonra davacı tarafça gösterilen kanıtlar toplandıktan ve özellikle davacının dosyaya sunduğu tanık listesinde adları yazılı kişiler tanık olarak dinlendikten sonra mükerrer nüfus kaydının iptali konusunda oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken, yetersiz araştırma ve eksik inceleme sonucu yerinde görülmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.