YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6338
KARAR NO : 2007/9164
KARAR TARİHİ : 01.11.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde taşınmaz ortaklığının giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacılarla davalıların müşterek malik bulundukları taşınmaz maldaki ortaklığın aynen taksimi suretiyle giderilmesini istemiş, mahkemece, aynen taksimi mümkün olmayan taşınmazdaki ortaklığın ancak satış suretiyle giderilebileceğinden, dava dilekçesinde ise davacının salt taksim yoluyla ortaklığın giderilmesini istediğinden ve daha sonra talebini değiştirmesinin mümkün olmadığı gibi davalıların da satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacının dava dilekçesinde dava konusu taşınmazdaki ortaklığın aynen taksim yoluyla giderilmesini istemesine karşın, davalılar, davaya verdikleri 15.3.2006 günlü cevap dilekçelerinde; yargılama sonucunda aynen taksimin mümkün olmaması halinde dava konusu taşınmazdaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini istediği, yargılama sırasında 23.2.2007 günlü oturumda da; her ne kadar dava konusu taşınmaz maldaki ortaklığın aynen taksim yoluyla giderilmesini istemiş iseler de, yapılan keşif sonucu sözkonusu ortaklığın aynen taksimi suretiyle giderilmesi mümkün olmadığından, taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Yargıtay uygulamalarına göre ortaklığın giderilmesi davalarında asıl olan ortak taşınmazdaki ortaklığın aynen taksim yoluyla giderilmesidir. Somut olayda olduğu gibi aynen taksimin mümkün bulunmadığı hallerde gerek davacı ve gerekse davalı yargılama sırasında ortaklığın satış suretiyle giderilmesini istemek hak ve yetkisine sahiptir. Çünkü bu tür davaların özelliği olarak gerek davacı taraf ve gerekse davalı taraf aynı haklara sahiptir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak istem gibi dava konusu taşınmaz maldaki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.