Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2007/6621 E. 2007/7137 K. 17.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/6621
KARAR NO : 2007/7137
KARAR TARİHİ : 17.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının nüfus kütüğüne kayıtlı olan …’un davacının kızı olmadığını ve davacının hiç doğum yapmadığını bildirerek bu kaydın iptalini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde, davacı vekili, müvekkili davacı …’un 22.12.1947 yılında … ile evlendiğini, evlilik dönemi içerisinde çocuklarının olmadığını …’un ölümü üzerine davacının 1.1.1954 doğumlu … adıyla 9.6.1957 tarihinde müşterek çocukları olarak nüfusa tescil edildiğini öğrendiğini, gerçekte böyle bir çocuğun olmadığını ileri sürerek …’un nüfus kütüğündeki kaydının silinmesini istemiştir.
Mahkemece davanın niteliği göz önünde tutulduğunda tüm kanıtlar toplanmadan ve yeterli araştırma yapılmadan “davanın kanıtlanamadığı” gerekçesi ile reddine karar verilmiş olması isabetli değildir.
Şöyle ki;
Dosya içerisindeki belge ve bilgilerden, özellikle aile nüfus kayıtları içeriğinden davacı 1909 doğumlu …’un önce … adlı kişi ile 18.04.1941 tarihinde evlendiği bu evlilikten 11.09.1941 doğumlu “…” adlı müşterek çocuklarının olduğu, tarafların 1.8.1946 tarihinde boşandıkları, bundan sonra davacı …’nün 1947 yılında … adlı kişiyle evlendiği bu evlilikten kayden 1.1.1954 doğumlu “…” adlı bir çocuklarının olduğu ve 9.6.1957 tarihinde nüfusa tescil edildiği, …’un 6.7.2006 tarihinde öldüğü; eldeki davada davacı …’un ilk eşi …’ten 11.09.1941 doğumlu “…” adlı ve ikinci eşi …’dan 1.1.1954 doğumlu … adlı çocuklarının bulunduğu her iki çocuğun kayden sağ ve bekar oldukları anlaşılmaktadır. Davada, davacı … ikinci eşi …’tan … adlı bir çocuğunun olmadığını ileri sürmüş olup, yargılama sırasından dinlenen tanıklardan…yeminli anlatımında dayısı olduğunu bildirdiği …’un
evlilik dışı ilişkisinden bir çocuğu bulunduğunu, bunun “…” olup olmadığını bilmediğini; tanıklar … ve … … “…’nın …’un evlatlığı olduğunu, …’nın…’la evli bulunan … olup olmadığını bilemediklerini,” …’da yeminli anlatımında “…’un 1976 yılında … adlı kızı evlatlığa kabul ettiğini, buna ilişkin belgelerin kendisinde olduğunu ancak bulamadığını, evlendiği … ile davacı …’nün…’tan olma kızı … ile aynı kişi olduklarını ve bu kişinin nüfusa … ve … kızı … olarak kaydedildiğini, bu kaydın sehven yapıldığını, gerçekte eşinin nüfustaki adının “…” olduğunu ve bunun da … ile …den dünyaya geldiğini” söylemişler, dinlenen diğer tanıklar da benzer nitelikte beyanda bulunmuşlardır.
Yukarıda açıklanan belgeler ile tanık anlatımları karar vermeye, bu bağlamda davanın reddi yolunda hüküm kurmaya yeterli değildir. Öyleyse mahkemece, gerçek durumun ortaya çıkarılabilmesi için aile nüfus kayıt tablosunda belirtilen Adana Asliye Hukuk Mahkemesinin 9.5.1946 tarih 1946/667-305 sayılı olup, davacı … ile ilk eşi …’in boşandıklarına ilişkin kararın bir örneğinin mahkemesinden ve/veya Göksun ve Seyhan Nüfus Müdürlüklerinden; Ayrıca … ve… kızı 21.09.1941 doğumlu olup … ile evli bulunan ve halen Bolu Mudurnu …köyü Cilt:75 Hane:55 de kayıtlı …’un evlenmeden önceki Adana Seyhan Çınarlı mah. Cilt:2 Hane:64 sayfa 209 daki nüfus kaydının (anne, baba ve kardeşlerini gösteren aile nüfus kayıt tablosunun) ve varsa doğum tutanağının Seyhan Nüfus Müdürlüğünden getirtilmesi; öte yandan davacı …’un ilk eşi (ölü) …’den olma 11.09.1941 doğumlu … ile 21.9.1941 doğumlu …’ın bu bağlamda …nün kayden ikinci eşi …’dan olan kızı …’nın öncelikle aynı kişiler olup olmadıklarının saptanması, bu konuda kolluk araştırması yapılması; bundan sonra eldeki davanın sonucunun -niteliği gereği- …’ın (ve/veya … ve …’nın) da hukukunu ilgilendirdiği gözetilerek yöntemince davaya katılmalarının sağlanması gerekir.
Yukarıda ayrıntıları ile açıklanan hususlarda araştırma ve yeterli inceleme yapılarak oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken davanın kanıtlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.7.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.