Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2007/7184 E. 2007/7500 K. 24.09.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7184
KARAR NO : 2007/7500
KARAR TARİHİ : 24.09.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının nüfus kaydında “Mecit” olan adının “…” olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Dava, kişiye bağlı haklardan olan adın değiştirilmesi istemine ilişkindir. Dava dilekçesine ekli vekaletname genel nitelikte olup, vekil eden davacıların nüfus kayıtlarında adının değiştirilmesi konusunda özel bir yetkiyi içermemektedir. Vekilin, kişiye sıkı sıkıya bağlı kişilik hakları ile ilgili böyle bir davayı açabilmesi için vekaletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir.
Bu durumda mahkemece, genel vekaletname ile dava açan avukata dava konusu işle ilgili özel yetkiyi içeren vekaletnamesini ibraz etmesi için belli bir süre tanınması, bu süre içerisinde vekil vekaletnamesini getirmediği ya da asil bir dilekçe ile veya bizzat duruşmaya gelerek özel yetkisi bulunmayan vekilin açmış olduğu davaya ve yapılan işlere icazet verdiğini bildirmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, bundan zuhul ile davaya bakılıp esas hakkında hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının “Mecit” adı ile nüfusa kayıtlı olduğunu, ancak davacının halk arasında ve iş çevresinde “…” adı ile tanınıp bilindiğini ileri sürerek, adının “…” olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece, davacının adını değiştirmekte haklı bir nedenin olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4721 Sayılı Türk Medeni Yasasının 27. maddesine göre ancak haklı nedenlere dayanılarak adın ve/veya soyadın değiştirilmesi hakimden istenebilir.
Somut olayda davacının nüfus kütüğünde adının “Mecit” olarak yazılı bulunmasına karşın, dava dilekçesi ekine konulan dergi sayfasından ve dinlenen tanık anlatımlarından davacının “…” adı ile tanındığı ve bu adla çağrıldığı kanıtlanmış bulunmaktadır. Mahkemece davacının bu davayı açmakta haklı olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yolunda hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.9.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.