YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7436
KARAR NO : 2007/8988
KARAR TARİHİ : 30.10.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Yerinde yapılan inceleme sonucu dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi olarak kabulü ile bu niteliğine göre değerlendirme yapılmış olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Ancak mahkemenin kararına dayanak oluşturan bilirkişi kurulu raporu hüküm kurmaya yeterli araştırma ve incelemeyi içermemektedir.
Şöyle ki;
1-2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11. maddesinin birinci fıkrasında (f) bendi uyarınca arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirin hesaplanmasında, münavebeye alınan ürünlerden her birinin değerlendirme yılı itibariyle kuru şartlarda dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg. başına ortalama toptan satış fiyatını içeren veri cetvellerinin Tarım Müdürlüğünden getirtilip, bilirkişi kurulunca bu verilerin esas alınması gerekir. Somut olayda münavebeye alınan buğday ürününe ilişkin veriler ilgili Tarım Müdürlüğünden getirtilmeden hesaplama yapan, ayrıca marul ürününün verimini resmi veriden yüksek alan bilirkişi kurulu raporuna itibarla hüküm kurulması,
2-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre; iklim koşulları, arazinin toprak ve topografik yapısı, bölgesindeki konumu ve büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb. özellikleri ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikteki ülkemizin değişik yörelerinde kuru tarım arazilerinin değerlendirilmesinde (değerini etkileyen kanıtlanmış farklı ve önemli özel bir etkenin bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faiz oranı %6 olarak alınmaktadır. Buna göre somut olayda kuru tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinin tespitinde kapitalizsayon faizi oranının %6 yerine, %5 alınması sonucu fazla bedele hükmedilmesi,
3-2942 Sayılı Yasanın 11. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca, kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulmasında, bu kamulaştırma nedeniyle taşınmaz malda oluşacak değer düşüklüğü kamulaştırma bedelidir. Anılan Yasa maddesi hükmüne göre kamulaştırma bedelinin tespitinde taşınmazın irtifak kurulmadan önceki değeri ile irtifak kurulduktan sonraki değeri arasındaki farkın, bu bağlamda irtifak kurulması nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğü oranının belirlenmesi gerekir. Bunun için de taşınmazın cinsi, kullanım biçimi, irtifakın niteliği (boru hattı,enerji nakil hattı vb.) taşınmazda kapladığı alan ve yeri, istikameti gözönünde tutulmalıdır. Yargıtay uygulamalarında, taşınmaz malın cinsine ve niteliğine (arsa ya da tarım arazisi oluşuna) uygun kullanımını önemli ölçüde etkileyen özel bir durum sözkonusu olmadıkça irtifak kurulması nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğü oranı, irtifaktan etkilenen alanın mülkiyet değerinin arsalarda %50’sini, arazilerde %35’ini geçmemesi ilkesi benimsenmiş bulunmaktadır.
Yukarıda açıkalanan ilke ve esaslar gözetildiğinde; boru hattı geçirilmek üzere kurulan irtifak hakkı nedeniyle arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazda oluşacak değer düşüklüğü oranının %3’den fazla olamayacağı düşünülmeden, bu oran aşılarak hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmesi,
4-Davacı idarece dava konusu taşınmaz üzerinde kamulaştırma yoluyla daimi irtifak hakkı kurulması ile birlikte taşınmazın belli bir kısmının mülkiyeti de kamulaştırılmıştır. Bu durum karşısında irtifak hakkı kurulması yüzünden, oluşacak değer düşüklüğünün (daimi irtifak hakkı kurulması nedeniyle davalı taşınmaz maliklerine ödenmesi gereken kamulaştırma bedelinin) hesaplanmasında; mülkiyet kamulaştırmasına konu edilen kısmın taşınmazın toplam alanından düşülmesinden sonra artakalan yüzölçümünün esas alınması gerektiğinin gözetilmemiş olması,
5-Davalılardan …’un davadan önce taşınmazın mülkiyet kamulaştırmasına konu olan kısmındaki payının ferağını davacı idareye vermiş olduğu anlaşılmakla; bu davalı hakkında salt irtifak kamulaştırması açısından değerlendirme yapılıp hüküm kurulması gerekirken, ferağını verdiği mülkiyet payı için de bedel tespit edilip kendisine ödenmesine ve tescile hükmedilmiş olması,
6-Kamulaştırılan taşınmazın paydaşlarından … ve …’in davada taraf olmadıkları gözetilmeden, bunların paylarına isabet eden mülkiyet ve irtifak kamulaştırma bedellerinin de davalılara ödenmesine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.