Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2007/7615 E. 2007/8244 K. 08.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7615
KARAR NO : 2007/8244
KARAR TARİHİ : 08.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm … tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde, … Üniversitesi Geliştirme Vakfı senedinde 5072 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yapılan değişikliklerin tescili istenilmiş, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla gerektirici yasal nedenlere göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak,
1-4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 101.maddesi hükmüne göre vakıf, gerçek ve tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleri ile oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur. Kurulmuş olan bir vakfın özgülendiği amacı doğrultusunda varlığını sürdürmesi ve yönetim organlarınca da bu amacın gerçekleştirilmesi esastır. Vakfın kuruluş senedinde belirlenen amacı ve örgütlenme biçimi, zorunluluk doğmadıkça kural olarak vakıf organlarınca değiştirilip genişletilemez. Bununla birlikte vakfın amacı geçen zaman içinde tamamen değişik bir anlam ve nitelik kazanmış olursa, ancak bu nedenle değiştirilmesi söz konusu olacaktır. Türk Medeni Kanunun 113 üncü ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan … Hakkında Tüzüğün 26 ncı maddeleri, vakfın asıl amacının niteliği ve kapsamı vakfedenin vakıf senedinde belirttiği isteğine açıktan açığa uymayacak derecede değişmiş olursa, amacın değiştirilmesinin olanaklı olduğunu hükme bağlanmıştır. Burada ölçü, vakfın değişen koşullar karşısında başlangıçtaki amacın gerçekleşmesinin olanaksız duruma gelmesidir. Amacın değiştirilmesi için objektif ve subjektif koşulların birlikte bulunması gerekir. Objektif koşullar amacın anlam ve içeriğini yitirmesini, subjektif koşullar bakımından da değişmiş olan amacın artık vakfedenin isteği ile

bağdaşmasına olanak bulunmamasına bağlıdır. Ancak bu iki koşulun gerçekleşmesi durumunda vakıf yönetim organının veya denetim makamının başvurusu üzerine Mahkemece diğerinin yazılı görüşü de alındıktan sonra vakfın amacı değiştirilebilir.
Somut olayda, Vakfın amacını düzenleyen senedin 3.maddesinin bentlerinde sayılan tüm çalışma ve faaliyetler özellikle ve ağırlıklı olarak … Üniversitesi merkez alınmış ve öncelikle adı geçen üniversite ile sınırlı tutulmuş iken, bu madde metninden “… Üniversitesi” adı çıkarılarak geniş kapsamlı genel bir ifadeyle vakfın amacının kuruluş iradesine aykırı olarak genişletildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, vakıf senedinin 3.maddesinde yapılan sözkonusu değişikliğin yukarıda açıklanan esaslara ve özellikle Türk Medeni Kanununun 113. ve Tüzüğün 26.maddelerinde öngörülen koşullara uygun düşmediği gözetilmeden, tesciline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2-5072 sayılı Yasanın “Temel ilkeler” başlığını taşıyan 2.maddesinin “…, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini alamaz” kuralına yer veren (a) bendi ve “kamu görevlileri görev unvanlarını kullanarak vakıf organlarında görev alamaz” hükmünü içeren (d) bendi uyarınca vakfın kuruluş senedinin 1.maddesinde adı “… Üniversitesi Geliştirme Vakfı” iken, “Bilim-Eğitim-Sağlık-Teknoloji Geliştirme Vakfı” olarak değiştirilmiş; senedin 7.maddesine yönetim kurulu üyelerinden en az ikisinin … Üniversitesi öğretim üyeleri arasından seçilmesi ve 9. maddesinde ise seçilecek denetçilerden en az birisinin … Üniversitesi mensuplarından olması şartı öngörülmüş iken yapılan yeni düzenleme ile bu şart kaldırılmış; ayrıca vakfın sona ermesi başlığını taşıyan 11. maddesinde, vakfın sona ermesi halinde mal varlığının … Üniversitesine veya aynı amaçlı bir başka vakfa devredileceğini belirtmesine rağmen, kurucu iradeye aykırılık oluşturacak şekilde vakfın sona ermesi halinde mal varlığının amacına uygun kamu kurum ve kuruluşlarına veya aynı amaçlı bir başka vakfa devrini hükme bağlamıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, vakıf hukukunda esas olan vakfın kuruluş senedine yansıyan kurucu iradenin –yasaların buyurucu hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla- olduğu gibi korunması ve sürdürülmesidir.
Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere 5072 Sayılı Yasanın 2.maddesinin (a) ve (d) bentleri uyarınca kuruluş senedinde vakfın adını içeren 1. ve Yönetim ve denetleme kurullarının oluşumunu düzenleyen 7. ve 9. maddelerinde yapılan değişiklikler Mahkemece tescil edilmiş ise de; 21.09.2004 günü yürürlüğe giren 5234 Sayılı Yasanın 24.maddesi ve 5072 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesinde öngörülen süre 31.12.2005 tarihine kadar uzatılmış ve eklenen geçici 2.madde ile de 5072 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan vakıfların kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili olarak almış oldukları isimler ile senetlerindeki kamu görevlilerinin unvanlarını kullanma hakları saklı tutulmuştur. Dava konusu vakıf, anılan yasanın yürürlük tarihinden önce kurulduğu cihetle, kuruluş senedindeki adını ve kamu görevlilerinin görev unvanlarını kullanma hakkının saklı olduğunun kabulü gerekir. Görev unvanı yerine, salt kamu görevlisinin adının yazılması durumunda bu kişi (örneğin Üniversite Rektörü ya da fakülte dekanı) temsil ettiği kamu görevinden ayrılmış olsa da Kurul üyeliği devam edecek, yerine atanan kişi vakıfta görev alamayacak, bu bağlamda (B) grubunda yer alan kişilerin genel kurul üyeliği ömür boyu sürecek sonuç itibarıyla böyle bir düzenleme kurucu iradeye aykırı düşecektir. Oysa kurucu irade, vakfın adını “… Üniversitesi

Geliştirme Vakfı” olarak belirlemiş, yönetim ve denetleme kurullarının oluşumunda kişiyi değil, görev unvanını esas almıştır. 5072 Sayılı Yasaya 5234 sayılı Yasayla eklenen geçici 2.madde hükmü de bu amaçla düzenlenmiş bulunmaktadır. Açıklanan tüm bu nedenlerle vakıf senedinin 1, 3, 7, 9 ve 11. maddelerinde yapılan sözkonusu değişikliklerin tescili doğru görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.