YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9786
KARAR NO : 2007/10234
KARAR TARİHİ : 26.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporu hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Kamulaştırma Yasasının kıymet takdiri esaslarını gösteren 11. maddesinin birinci fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti ve bedelin tesbitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.
Emsalin kamulaştırılan taşınmazla aynı konumda olması, taşınmaza yakın mesafede bulunması, aynı nitelik ve özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılmış olması zorunlu değildir. Aynı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve kamulaştırma gününden önce satılmış olan taşınmazlarda emsal alınabilir. Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı yasayla değişik hükümlerine göre değerlendirmenin bedel tespiti ve tescil istemiyle idarenin mahkemeye başvurduğu tarih, değerlendirme tarihi olacağından bu tarihten sonraki satışlar emsal alınamazlar. Tarafların gösterdikleri ve resen getirtilen emsal satışlar arasından nitelik ve konum itibariyle dava konusu taşınmaza en yakın özellik taşıyanı somut emsal seçilmelidir.
Bu emsalin satış fiatına Devlet İstatistik Enstitüsü toptan eşya fiatları endeksi uygulanmak suretiyle değerlendirme tarihinde oluşan fiatları bulunduktan sonra dava konusu taşınmazla karşılaştırılıp incelenerek aradaki farklılıklar belirtilip üstün ve eksik yönleri açıklanmalı, bu nitelik ve farklılıkların taşınmazın değerine olan etkilerinin ne olduğu belirtilmeli ve bu suretle yapılacak karşılaştırma ile dava konusu taşınmazın değeri belirlenmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bir somut emsal yerine üç tane somut emsal alınarak bunların dava konusu taşınmazla karşılaştırılması sonucu bulunan metrekare değerlerinin sayısal ortalaması alınıp bulunan bu metrekare değer üzerinden hesaplama yapılarak taşınmaza bedel biçilmesi,
2-Yasanın 11. maddesinin (d) bendinde vergi beyanı, kıymet taktirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu nedenle dava konusu taşınmaz ve emsal alınan taşınmazın –değerlendirme tarihi itibariyle- bulundukları cadde veya sokak için belediyelerce emlak vergisine esas olmak üzere belirlenen m2 fiatları, ilgili belediyeden getirtilerek bu değerlere göre verilen m2 fiatının mukayese edilmesi gerekir.
Emsalin ve dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas değerlerinin birbirine oranı ile bilirkişi raporlarında emsal karşılaştırması sonucu değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı ise, mahkemece bu farklılık ve çelişkinin de bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak mutlaka giderilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3-Ayrıca, mahkemece, tarafların vereceği ya da resen belirlenecek emsal kayıtlar Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtildikten ve bunların imar parseli olup olmadığı da sorulup saptandıktan sonra, incelenen emsal, imar parseli olup da dava konusu taşınmazın bu nitelikte olmaması halinde, dava konusu taşınmazın yapılacak karşılaştırmadan sonra bulunacak değerinden, İmar Yasasının ilgili hükümleri gözetilerek, düzenleme ortaklık payını karşılayacak oranda indirim yapılması gerektiğinin de dikkate alınmaması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece eksik bilgi ve belgeler ile gerekli görüldüğünde emsal olabilecek yeni taşınmaz satış kayıtları getirtildikten sonra bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde yeniden ek rapor alınıp bozma gereklerine uygunluğu da denetlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 26.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.