Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2008/11141 E. 2008/12912 K. 16.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11141
KARAR NO : 2008/12912
KARAR TARİHİ : 16.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili, karşı dava ile de taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesi, ağaçlara değer verilmesi ve faize hükmedilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı Vek.Av…. …. Davalı adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosya içerisine Arslanköy Belediye Başkanlığından getirtilen 6.2.2008 günlü yazıda dava konusu taşınmazın 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planları dışında olduğu, 1983 yılında belediye mücavir alan sınırları içerisine alındığı, belediye hizmetlerinden sadece elektrik, ulaşım ve çöp toplama hizmetinden yararlandığı belirtilmiş; yerinde yapılan keşif sonucu Fen Bilirkişisi … Uğuz tarafından düzenlenen 7.4.2008 günlü raporda ise, dava konusu taşınmazın en yakın yerleşim yerine 600-800 metre mesafede olduğu ve hiçbir belediye hizmetinden yararlanmadığı belirtilmiştir. Bakanlar Kurulunun Yargıtay’ca kısmen benimsenen 28.2.1983 gün 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, imar planında yer almayan bir taşınmazın arsa sayılabilmesi için belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece meskun olduğu için veya meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs) yararlanan ve meskun yerler arasında yer alması gerekir. Bu sebeple etrafının meskun olmadığı ve belediye hizmetlerinden yararlanmadığı anlaşılan dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında iklim koşulları, arazinin topografik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının %5 yerine %7 olarak kabulü,
2-2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasayla değişik 15. maddesinin son fıkrası uyarınca bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği gün (dava tarihi) esas tutulur. Buna göre tarım arazisi olan dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihindeki (2008 yılı) mevki ve şartlarına (kuru ya da sulu arazi niteliğine) göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirinin tespitinde, münavebeye alınacak ürünlerin 2008 yılına ait dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg başına toptan satış fiyatlarının esas alınması gerekir. Kural böyle iken bilirkişilerce şeftali ürününün İl Tarım Müdürlüğünce gönderilen 2007 yılına ilişkin dekar başına üretim giderleri ile kg başına ortalama satış fiyatlarının (dava tarihine endekslenmesi de düşünülmeden) alınması ve buna göre bedel tespiti doğru görülmemiştir.
Mahkemece bu durumda 2008 yılı verilerinin belirlenmiş olduğu gözetilerek İl Tarım Müdürlüğünden sulu şartlarda 2008 yılına ilişkin dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg başına toptan satış fiyatlarını gösterir biçimde veri cetvelleri getirtilerek bilirkişi kurulundan ek rapor alınması gerektiğinin dikkate alınmamış olması,
3-Takdir komisyonu raporunda enkazın mal sahibine bırakıldığı belirtildiğine göre, kapama olarak kabul edilen şeftali ağaçlarının enkazının da bir değer ifade edeceği dikkate alınmadan bu ağaçlardan dolayı makul oranda bir enkaz bedelinin düşülmemesi,
Kabule göre de;
4-Karşı davanın reddine karar verildiği halde davada kendisini vekille temsil ettiren davacı idare yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıda (2) numaralı bozmada belirtilen belgeler getirtildikten sonra (1), (2) ve (3) numaralı bozma doğrultusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı, alınan ek raporun bozmaya uygunluğu da denetlendikten sonra (4) numaralı bozma da dikkate alınarak oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 550,00 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 16.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.