Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2008/11992 E. 2008/12765 K. 01.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11992
KARAR NO : 2008/12765
KARAR TARİHİ : 01.12.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan yerin davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Dosyada toplanan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacı vekili mahkemeye sunduğu 23.11.2007 tarihli dilekçe ile 23.11.2007 günlü oturuma katılamayacağını belirterek dilekçede değindiği mazeretinin kabulü ile yargılamanın 25.12.2007 gününe bırakılmasını istemiş; mahkemece 23.11.2007 günlü oturumda davacı vekilinin mazeretinin kabulüne ve yeni duruşma gününün kendisine bildirilmesine, yargılamanın 15.2.2008 gününe bırakılmasına; tarafların 15.02.2008 günlü duruşmaya gelmemeleri üzerine de dava dosyasının yenileninceye kadar HUMK’nun 409. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, dosyanın işlemden kaldırılması tarihinden itibaren 3 ay içinde yenilenmediği gerekçesiyle de davanın açılmamış sayılmasına hükmedilmiştir.
Mahkemenin kararına dayanak oluşturan HUMK’nun 409. maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre oturuma çağrılmış olan tarafların hiç biri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Buna göre, bir dava dosyasının işlemden kaldırılabilmesi ve işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak açılmamış sayılmasına karar verilebilmesi için tarafların yöntemince oturuma çağrılmış olmaları, dolayısıyla oturum gününü bilmiş (öğrenmiş) olmaları ve buna karşın oturuma hiç birinin gelmemesi ya da gelipte davayı takip etmeyeceklerini bildirmeleri gerekir. Somut olayda davacı vekili 23.11.2007 günlü oturuma mazeretini bildirerek gelmemiş, yargılamanın 25.12.2007 tarihine ertelenmesini istemiş, mahkemece mazeret kabul edilmiş ancak duruşmayı mazeret dilekçesinde davacı vekilinin istediği 25.12.2007 gününe değil 15.02.2008 tarihine ertelemiş ve bu tarihin davacı vekiline bildirilmesine karar verilmiştir. Dosya kapsamından davacı vekiline yargılamanın bırakıldığı 15.02.2008 duruşma gününün yöntemince bildirildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Bu durumda davacı vekilinin HUMK’nun 409. maddesinin birinci fıkrasında öngörüldüğü biçimde oturuma çağrılmış olduğundan söz edilemeyeceği, dolayısıyla anılan yasa maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği gözetilmeden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.