YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2233
KARAR NO : 2008/6422
KARAR TARİHİ : 02.06.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda dava konusu taşınmazın tapuda tarla olarak kayıtlı olduğu, ancak Andırın-Geben karayoluna bitişik ve Andırın Belediyesi mücavir alanı içerisinde bulunması, bütün alt yapı hizmetlerinden faydalanması ve yaz aylarında bölgeye has yayla turizminden dolayı taşınmazın değerini tespit ederken tarım arazilerinin kıymet takdirinde kullanılan gelir metoduna göre değerinin bulunmasının mümkün olmadığı belirtilip -taşınmazın niteliği açıkça tespit edilmeden- denetime elverişli olmayan ve yasada öngörülen yönteme uygun düşmeyen genel değerlendirmelerle -piyasa araştırmasına göre- kamulaştırma bedeli saptanmış, mahkemece de taşınmazın niteliği yönünden herhangi bir inceleme yapılmadan bu rapora göre hüküm kurulmuştur.
Kamulaştırma Yasasının 11. maddesi hükmüne göre, bedel tespit davalarında öncelikle kamulaştırılan taşınmazın değerlendirme tarihindeki niteliğinin (arsa veya arazi) belirlenmesi, arsa vasfında ise değerlendirme tarihinden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değeri, taşınmaz arazi vasfında ise değerlendirme tarihindeki mevki ve şartlara göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınmak suretiyle değerinin belirlenmesi gerekir.
Bu duruma göre; Bakanlar Kurulunun Yargıtay’ca kısmen benimsenen 28.2.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, imar planında yer almayan bir taşınmazın, arsa sayılabilmesi için belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece meskun olduğu için veya meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs.) yararlanan ve meskun yerler arasında yer alması gerekir.
Taşınmaz belediye nazım imar planı içinde ise, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.4.1998 gün ve 1996/3-1998/1 Sayılı Kararı uyarınca, bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu, altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları, belediye merkezine uzaklığı, kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmek üzere araştırılmalıdır.
Bu hususlar Belediye Başkanlığından ve diğer ilgili merciilerden sorulup alınacak cevap yazılarına göre taşınmazın arsa niteliğinde olup olmadığının saptanmamış olması,
2- Yukarıda açıklandığı biçimde yapılacak araştırma sonucu dava konusu taşınmaz malın arsa niteliğinde olduğu belirlenmiş olsa bile;
Bilirkişi kurulunca düzenlenen rapor bu niteliğe uygun bir değerlendirmeyi içermemektedir. 2942 Sayılı Yasanın “kamulaştırma bedelinin tespiti esasları”nı düzenleyen (4650 Sayılı Yasayla değişik) 11. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca arsa niteliğindeki taşınmaz malın, kamulaştırma (değerlendirme) gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin belirlenmesi, değeri etkileyebilecek tüm nitelik ve unsurlar ile bu unsurların cevapları ayrı ayrı belirtilmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerinin tespiti gerekir. Bunun için öncelikle dava konusu taşınmaza emsal olabilecek arsa satışlarını içeren tapu kayıtlarının, bu bağlamda tarafların bildirecekleri emsal taşınmaz mal satışlarını gösteren kayıtların Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilip dosyaya konulmasından sonra yerinde yapılacak incelemede bilirkişilerce, emsal gösterilen taşınmazlardan her birinin satış değeri –TEFE uygulanmak suretiyle- değerlendirme tarihine getirildikten sonra bu taşınmazlar dava konusu taşınmazla ayrı ayrı karşılaştırılarak üstün ve eksik yönleri ve bunların değere katkı payları belirlenmeli, buna göre dava konusu taşınmazın m2 değeri saptanmalı; emsal taşınmaz imar uygulaması sonucu oluşmuş bir imar parseli niteliğinde ise dava konusu taşınmazın bulunan değerinden İmar Yasasının 18/2. maddesi gereği düzenleme ortaklık payını karşılayacak miktar indirilmeli ve böylece sonuca varılmalıdır.
Şu halde bilirkişi kurulunca 2942 Sayılı Yasanın 11. maddesi hükmüne ve yukarıda açıklanan yönteme uygun düşmeyen biçimde taşınmazın m2 değerinin piyasa rayicine göre belirlenmesi,
3- Davalılar vekili tarafından yargılama sırasında kamulaştırma işleminin iptali için … 2. İdare Mahkemesinde dava açıldığı ileri sürülmüş, temyiz aşamasında dilekçeye eklediği … 2. İdare Mahkemesinin 29.9.2007 gün 2007/124 Esas sayılı kararı içeriğinden bu davaya konu edilen kamulaştırma işleminin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı Kanunun 27/2. maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına hükmedildiği anlaşılmış olmakla sözü edilen karar dikkate alındığında kamulaştırma işleminin iptali durumunda tespit ve tescil davasının konusunun kalmayacağı gözetilerek sonucunun beklenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece (1) numaralı bozma bendi uyarınca yapılacak araştırma sonunda taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun saptanması durumunda, diğer eksik bilgi ve belgeler de toplanıp bilirkişi kurulundan yukarıda açıklanan hususlarda ek rapor alınmalı, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunun saptanması durumunda ise olduğu gibi kullanılması halinde, yörede ekilmesi mutad ürünlerin resmi verileri üzerinden elde edilecek net gelirine göre bilimsel yöntemle değerlendiren rapor alınmalı ve diğer bozma gerekleri de gözetilerek karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.