YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6843
KARAR NO : 2008/9652
KARAR TARİHİ : 23.09.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davacı Vek.Av…. geldi. Davalı adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Mahkemece yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi olarak kabulü ile bu niteliğine göre değerinin tespitinde kural olarak bir isabetsizlik yoksa da bilirkişi kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Kamulaştırma bedelinin tespiti esaslarını düzenleyen 2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca arazilerde taşınmaz malın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirinin hesaplanması, taşınmazın değerini etkileyebilecek tüm nitelik ve unsurların ve her unsurun ayrı ayrı değerinin belirlenmesi, bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin esas tutulması suretiyle bilirkişi raporunda tüm bu unsurların cevapları da ayrı ayrı belirtilerek gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerinin saptanması gerekir. Bilirkişi kurulunca anılan bu Yasa hükmü uyarınca Yargıtay uygulamaları da gözetilerek dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğine göre münavebeye alınacak ürünlerin değerlendirme yılı (2006) itibariyle dekar başına ortalama verimi ve üretim giderleri ile kg başına ortalama toptan satış fiyatları esas alınarak bu taşınmazın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması durumunda getireceği net gelir .
bulunmalıdır. Bunun için de somut olayda bilirkişi kurulunca münavebe ürünleri olarak alınan buğday ve karışık sebze (Taze Fasulye, Kuru Soğan, Lahana, Biber, Hıyar, Domates) ürünlerinin bir yıl buğday, bir yıl karışık sebze olmak üzere iki yılda iki ürün üzerinden getireceği net gelirin hesaplanması gerekirken Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına ters düşecek biçimde bir yılda taşınmazın %25’inin karışık sebze ve %75’inin buğday (hububat) ürünlerine göre değerlendirilmesi ve bu oranlar çerçevesinde net gelirin hesaplanmış olması,
2-2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasa ile değişik 15. maddesinin son fıkrası hükmüne göre bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği günün (dava tarihinin) esas alınması gerekir. Somut olayda idarece belgelerin mahkemeye verildiği güne göre 2006 yılı verilerinin ilgili Tarım Müdürlüklerinden getirtilip buna göre bedel tespiti yapılması gerekirken, 2005 yılı verilerine göre hesaplama yapılıp bulunan değerin 2006 yılına endekslenmesi suretiyle net gelirin tespit edilmesi,
3- Yörenin iklim koşulları arazinin toprak ve topografik yapısı ile bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı) vb. özellikleri gözetilerek dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan Ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde (değeri önemli ölçüde etkileyen kanıtlanmış farklı ve özel bir etken bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faiz oranının %5 olması gerekirken, bilirkişi kurulunca bu oranın %6 olarak alınmış bulunması,
4- Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan armut ağaçları ile üzüm omcalarının yaş ve cinsleri itibarıyla birim fiyatlarının İlçe Tarım Müdürlüğünden sorulup, bilirkişi raporunun denetlenmemesi,
5- Bilirkişi kurulu raporuna göre dava konusu taşınmazda kesim çağına gelmiş 587 adet kavak ağacı bulunmaktadır. Kesim çağına gelmiş olan bu ağaçlar zaten davalı tarafından kesilip nakledileceğinden ve ayrıca bu ağaçların enkaz değerleri nihai net üretim gelirine eşit olduğundan zemine artı değer katkıları yoktur. Bu nedenle sözü edilen kavak ağaçlarına herhangi bir değer verilmesinin söz konusu olamayacağı gözetilmeden kesim ve nakliye değeri adı altında bir değer takdir edilerek zemin değerine eklenmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 550,00 YTL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 23.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.