Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/10822 E. 2010/4381 K. 23.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10822
KARAR NO : 2010/4381
KARAR TARİHİ : 23.03.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde ortak yer niteliğindeki kapıcı dairesinin tuvaletine yapılan müdahalenin önlenmesi ve kal’i istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, anataşınmazın 8 numaralı bağımsız bölümünün maliki olan davalının ortak yer niteliğindeki kapıcı dairesinin tuvalet kısmını bütün bağımsız bölüm maliklerinin rızasını almadan bağımsız bölümüne kattığını, bu durumun onaylı mimari projeye aykırı olduğunu ileri sürerek haksız müdahalesinin meni ile kal’ini istemiştir. Mahkemece yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; anataşınmazın onaylı projesinde kapıcı dairesinin tuvaleti olarak görülen kısmın davalının bağımsız bölümünde bir çıkıntı oluşturduğunu, kapıcı dairesi ile davalı bağımsız bölümü ve müdahale edildiği iddia edilen tuvalet kısmı arasında 150 cm’lik bir kot farkının bulunduğunu, tuvalet kapısının olduğu yerde anataşınmaza ait taşıyıcı kolonun yer aldığını, tadilatın sonradan değil, binanın yapımı sırasındaki müteahhidi tarafından bu hali ile yapıldığını, tuvaletin kapıcı dairesine katılarak kullanılmasının şu an mümkün olmadığını belirtmiş, mahkemece de davanın reddine karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesinin 2.fıkrası gereğince; kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça anagayrımenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler yaptıramaz. Somut olayda, dava konusu ortak yer niteliğindeki kapıcı dairesinin tuvalet kısmı binanın yapımı sırasında davalı bağımsız bölümünde kalacak ve 150 cm kot farkı oluşacak şekilde yüklenici tarafından yapılmış ise de, onaylı projesinde ortak yer niteliğinde gözükmektedir. Bu kısmın dava konusu bağımsız bölüme katılması konusunda anataşınmazın kat maliklerinin 4/5’inin aldığı bir karar da bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece davacının iddiası doğrultusunda müdahale edilen yerlerin yıkılmasının, anayapının statiğini etkileyip etkilemeyeceği konusunda bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak kanaat sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.