Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/13348 E. 2010/6024 K. 15.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13348
KARAR NO : 2010/6024
KARAR TARİHİ : 15.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında özel ve dikkate alınması gereken haklı bir neden bulunmadığı takdirde ciddi istatistiki bilgilere dayalı olduğu bilinen o yerin Tarım Müdürlüğü verilerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dairemizce daha önceden incelenen aynı kamulaştırmaya ve aynı değerlendirme yılına ilişkin dava dosyalarında (Manisa 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/158 Esas-2008/272 Karar, Dairenin 2009/816 Esas-5645 Karar vd.) münavebeye alınan kuru üzümün 2007 yılı dekara ortalama veriminin ortalama 550 kg alınmış olmasına rağmen mahkemece resen yapılan değerlendirmede 400 kg/dekar üzerinden hesaplama yapılarak düşük kamulaştırma bedeline hükmedilmesi,
2-Dava konusu taşınmaz 13.643 m² olup 4.241,97 m²’si kamulaştırılmıştır. Artan 2.932,51 m²’lik bölümün kullanım amacı, yüzölçümü, konumu ve geometrik durumu itibariyle işletme bütünlüğü bozulmayacağından herhangi bir değer kaybına uğramayacağı düşünülmeden mahkemece yapılan değerlendirmede bu kesimin mülkiyet değerine hükmedilmesi,
3- Dosya içerisine getirilen tapu kaydına göre dava konusu taşınmaz üzerinde TEK Genel Müdürlüğü lehine kurulmuş irtifak hakkının taşınmazda meydana getirmesi kaçınılmaz değer kaybının dikkate alınmaması,
4-Mahkemece yargılama sırasında belirlenip idarece davalı adına bankaya yatırılan bedel ile hüküm altına alınan bedel arasındaki farkın (idarece fazladan yatırılmış olan paranın) varsa davalı tarafça bankadan çekilmesine kadar işlemiş olan mevduat faizi ile birlikte davacı idareye ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece salt fazla paranın ödenmesine karar verilmesi,
doğru görülmemiştir.
Mahkemece, bilirkişi kurulundan bozmaya uygun olarak ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 15.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.