Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/14589 E. 2010/7020 K. 06.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14589
KARAR NO : 2010/7020
KARAR TARİHİ : 06.05.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, taşınmaz ortaklığının satış yoluyla giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 1226 ada 10 nolu parselde paydaş olduklarını, taşınmazın üzerinde bulunan daireleri anlaşarak taksim edemediklerini, bu nedenle taşınmazın satılarak ortaklığın giderilmesini istemiş, davalı … vekili kat mülkiyeti kurulmasını, diğer davalılar ise bağımsız bölümlerin fiili paylaşıma göre kullanıldığını, herkesin dairesinin belli olduğunu belirterek bu fiili taksim gözönünde bulundurularak kat mülkiyeti kurulmak suretiyle ortaklığın giderilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın aynen taksiminin mümkün olmaması gerekçesi ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. Üzerinde yapı bulunan dava konusu taşınmazın 6 paydaşının mevcut olduğu binanın ise 4 bağımsız bölüme ayrıldığı, böylece her bir paydaşa ayrı bir bağımsız bölüm düşmediği dosya içeriğinden anlaşılmakla dava konusu taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak;
Satış yolu ile ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde bina vs. gibi muhdesat varsa bunlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 684. maddesi uyarınca arzın mütemmim cüzü (bütünleyici parçası) sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilmelidir. Bunların bir kısım paydaşa aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu konuda tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhdesatların ve arzın dava tarihi itibarıyla ayrı ayrı değerleri tesbit edilerek ve bu değerler toplanıp taşınmazın tüm değeri saptandıktan sonra bulunan değer, muhdesat ve arzın değerine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibarıyla ne kadarının muhdesata, ne kadarının da arza isabet ettiği belirlenmelidir. Satış bedelinin dağıtımında, bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza düşen kısım da yine payları oranında tüm paydaşlara verilmelidir.
Dosya içindeki bir kısım davalı beyanları ile yerinde yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu içeriğinden davaya konu binada bulunan bağımsız bölümlerin fiili taksim ve tasarruf şekline göre 1.katta bulunan bağımsız bölümün davacı ile davalı …, 2.kattaki bağımsız bölümün … ve …, 3.kattaki bağımsız bölümün … ve zemin kattaki bağımsız bölümün ise … tarafından kullanıldığı bu konuda davacı ile davalı … dışındaki davalıların ittifakının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacı ile davalılardan …’ın fiili taksim ve kullanım durumuna ilişkin beyanları alınıp ittifak ettikleri takdirde bilirkişiden ek rapor alınarak bağımsız bölümlerin ve zemin değerinin tek tek belirlenip ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının arza ne kadarının muhtesata isabet ettiği saptanarak satış bedelinin dağıtımında bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhtesata isabet eden kısmın sadece muhtesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza isabet eden kısmın da yine payları oranında tüm paydaşlara verilmesi gerektiği düşünülmeden eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 06.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.