Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/14633 E. 2010/1687 K. 09.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14633
KARAR NO : 2010/1687
KARAR TARİHİ : 09.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı asil ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece bir kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de düzenlenen rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre tarım arazilerinin değerinin saptanmasında dava konusu taşınmazın da içinde yer aldığı ilçenin genelinde geçerli olan dekar başına ortalama verim ve üretim giderleri ile kg başına toptan satış fiyatlarının İlçe Tarım Müdürlüğünden getirtilmesinden sonra bunlara göre hesaplama yapılması gerekirken salt dava konusu taşınmazın bulunduğu köye özgü lokal verileri esas alarak kamulaştırma bedelini saptayan bilirkişi kurulu raporuna göre karar verilmesi,
2-Kamulaştırma Yasasının 4650 sayılı Yasayla değişik 11.maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Mahallinde yapılan keşif sırasında bu yönde herhangi bir tespit yapılmamış olduğu halde, bilirkişi kurulu raporunda gerekçe gösterilmeden sulu tarım arazilerindeki ürünler münavebeye alınarak buna göre değer biçilmiştir.Sulama kaynağının ne olduğu açıkça gösterilmeden (taşınmazın üzerindeki bir su kaynağından veya yakınındaki bir dereden sulanıp sulanmadığı), sulamanın taşınmazın tamamında ve her mevsim için fiilen yeterli olup olmadığı, dereden sulanıyorsa bu suyun kendi doğal akışı ile mi yoksa özel bir pompalama yada başka bir sistemle mi taşınmaza ulaştığı, yeraltı suyundan hangi sistemle yararlanıldığı hususları ayrıntılı bir biçimde araştırma yapılarak belirlenmeden, pompajla sulama varsa bunun için yapılacak giderlerin de üretim masraflarına ilave edilmesi gerektiği düşünülmeden düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı hüküm kurulması,
3- Kamulaştırma bedelinin belirlenmesinde üretim miktarının yükseltilmesi veya erken hasat için uygulamanın tarımsal teknik ve modeller, taşınmazın kendine has ayırıcı özelliğiyle birleşmedikçe, bu tarımsal usullerle elde edilen yüksek üretim miktarı ve turfanda fiyatı uygulanarak taşınmazın net geliri ve dolayısıyla değeri yükseltilemez.
Bilirkişi kurullarınca serada domates yetiştirme yönteminin dava konusu taşınmaza,sahip olduğu özel nitelikler şekliyle uygulandığını belirleyen bir değerlendirme yapılmamıştır.Esasen tarım arazisinde ,çevrede ekilmesi mutad olan çeşitli ürünlerin yıllara yayılmış münavebesi sonunda elde edilecek ortalamalara göre yapılır. O nedenle dava konusu taşınmazı açık tarım arazisi kabul ederek mutad ürünlere göre değer biçilmesi gerektiği düşünülmeden buğday, kuru fasulye ve serada domates ürünlerinin net gelirlerinin ortalaması alınmak suretiyle taşınmazın değerinin bulunması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece bir numaralı bozma nedeninde açıklanan eksikler giderildikten sonra bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 09.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.