Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/2429 E. 2009/4697 K. 04.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2429
KARAR NO : 2009/4697
KARAR TARİHİ : 04.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan raporlar hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
Kamulaştırma Yasasının 11.maddesinin (g) bendine göre arsalarda dava konusu taşınmazla karşılaştırılacak taşınmazların emsal niteliğinde olması zorunluluğu vardır. Emsal’in, sözcük anlamından da anlaşılacağı üzere, dava konusu taşınmaza, örnek teşkil edebilecek nitelikte olması gerekir. Örneğin, benzer yüzölçümlerde bitişik yada yakın adalarda bulunmak, aynı imar müsaadesine sahip olmak, fiyatlarda en azından yaklaşık değerde olmak gibi nitelikler “emsal”in seçilmesine esas alınması gereken unsurlardandır.
Birinci bilirkişi raporunda emsal alınan 20 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu taşınmazın bulundukları yerler çok farklı özelliklere sahip olup, dava konusu taşınmaz konut ağırlıklı bölgede olduğu halde emsal alınan taşınmazın ticaret merkezinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
İkinci ve üçüncü bilirkişi kurullarının somut emsal olarak dava konusu taşınmazla karşılaştırdıkları parsel ise şehrin ticari faaliyetinin yoğun olduğu bölgesinde yer alan ve 29,36 m2’lik bir dükkan olan taşınmaz iken dava konusu taşınmaz merkezden uzakta bir bölgededir. Somut emsalin bulunduğu yer ve cinsi dikkate alındığında, satış işleminin zeminden çok üzerinde yer alan ticari işletmeye yönelik olduğu sonucuna ulaşılır. Emsal taşınmaz üzerindeki yapının, değeri hesaplanıp satış bedelinden düşülerek zemine isabet eden bedel bulunmaya çalışılmış ise de, bu hesaplamada ticari işletmenin değerinin yer almadığı ve esasen böyle bir hesaplamanın objektif olarak yapılamayacağı kuşkusuz olduğundan, bu tür bir emsalin gerçek zemin değerine de ulaşılamayacaktır.
Bu nedenlerle bilirkişi kurullarının emsal seçimini isabetli yaptıklarından sözedilemez. Emsalin özel amaçlı olmayan, özel nitelikleri bulunmayan taşınmaz satışlarından seçilmesi gerekir.
Bu hususlar dikkate alınmadan düzenlenen bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 04.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.