YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/256
KARAR NO : 2009/5569
KARAR TARİHİ : 28.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalı ve davacı vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki;
Dava konusu yer, üzerinde kat irtifakı kurulu olup tamamlanmış ve iskan edilmiş bir yapının bağımsız bölümleridir.
Tamamlanmış ve iskan edilmiş yapılarda da uygulanması gereken 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 46.maddesinin son fıkrası (Anagayrimenkulün arsası ile birlikte kamulaştırılması halinde her bağımsız bölümün kamulaştırma bedeli, bağlantılı bulunduğu arsa payı ile eklentileri de gözönünde tutularak ayrı ayrı takdir olunur) hükmünü getirmiştir. Böyle olunca, ana yapının arsasına 4650 Sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Yasanın 11.maddesinin 1.fıkrasının g bendi gözönünde tutularak kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre; yapılara da aynı maddenin h bendi uyarınca Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yayınlanmış, dava tarihindeki resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını gösteren listelerine göre (yıpranma payı da düşülerek) değer verilip, ayrıca bedelin tesbitinde etkili olacak diğer ölçüler de dikkate alınarak kamulaştırma karşılığının yasal biçimde belirlenmesi gerekir.
Buna göre, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda arsa ile anayapının (ortak yerleri içerir biçimde) değerleri hesaplandıktan sonra, arsa payına düşen miktarına göre bağımsız bölümün karşılığı bedel tesbit edilir. Şayet o bağımsız bölümün yapısında değeri etkileyecek özellik ve nitelikte diğer bağımsız bölümlerden farklı ilaveler varsa bunlar da gözönünde tutulur. Bütün bunlar
düşünülmeden, birinci ve ikinci bilirkişi kurulları ek raporlarında taşınmazın zeminine ayrı, dükkan nitelikli bağımsız bölümlerin yüzölçümlerine ayrı değer biçilmesi; üçüncü bilirkişi kurulunca ise asıl raporun tekrarıyla yetinilerek taşınmazın bulunduğu mevkiye, iş yoğunluğuna, ticaret hacmine bakılarak ve alım satım kolaylığı gözönünde tutularak emlak vergisi değerlerinin emsal alınması suretiyle değer belirlenmesi,
Bundan ayrı olarak da Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri kamulaştırma bedelinin tespitinde –zorunlu haller dışında- tek bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasını öngörmekte olup, anılan yasanın 10.maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca adil ve hakkaniyete uygun kamulaştırma bedelinin tespiti bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olmasıyla mümkündür. Mahkemece öncelikle birinci bilirkişi kurulundan yukarıda açıklanan hususlarda ek rapor alınması ve denetlenmesinden sonra bu rapora göre kamulaştırma bedelinin tespiti, bunun mümkün olmaması veya ek rapor alınmasına karşın usul ve yasaya uygunluğun sağlanamaması halinde ikinci bilirkişi kurulundan ek rapor alınması yoluna gidilmesi gerekirken, her ikisi de usul ve yasaya uygun olmayan iki raporun aritmetik ortalamasının kamulaştırma bedeli olarak kabulü,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece bozma nedenini karşılar biçimde bilirkişi kurullarından ek raporlar alınmalı, raporların bozmaya uygunluğu denetlenmeli ve oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 28.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.