Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/3989 E. 2009/10893 K. 01.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3989
KARAR NO : 2009/10893
KARAR TARİHİ : 01.12.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı idareye ait arsa nitelikli parsel ile üzerinde yapı bulunan davalılara ait parselin şuyulandırılmasıyla oluşan 4 nolu parseldeki ortaklığın aynen veya kat mülkiyeti kurulması suretiyle giderilmesi mümkün olmadığından satış yoluyla sona erdirilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak;
Satış yolu ile ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde bina vs. gibi muhdesat varsa bunlar Medeni Kanunun 684.maddesi uyarınca arzın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) sayıldığından arzla birlikte satışına karar verileceğinden bunların bir kısım paydaşa aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu konuda tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhdesatın ve arzın dava tarihi itibariyle ayrı ayrı değerleri tespit edilip bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri saptanarak, bulunan değer, muhdesat ve arzın değerine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının muhdesata, ne kadarının arza isabet ettiği belirlenmelidir. Satış bedelinin dağıtımında bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza düşen kısım da yine payları oranında tüm paydaşlara verilmesi gerekir.
Somut olayda, davalılara ait üzerinde kârgir ev bulunan 5 parsel sayılı taşınmaz ile davacı vakfa ait 18 parsel sayılı taşınmaz imar uygulaması nedeniyle yapılan şuyulandırma sonucu 4 parsel sayılı dava konusu olan parseli oluşturduğuna göre, kârgir evin davalılara aidiyeti konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda dağıtılacak paylara uygulanacak oranların belirlenmesi ve bu esaslara göre karar verilmelidir.
Bu hususlar dikkate alınmadan, kârgir evin davalılara ait olduğu gözardı edilerek taşınmazın üzerindeki yapı ile birlikte satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilmesi ile yetinilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.