Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/5330 E. 2009/5869 K. 02.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5330
KARAR NO : 2009/5869
KARAR TARİHİ : 02.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar, dava dilekçesinde nüfus kütüklerine kayıtlı olan … adlı çocuklarının olmadığını bildirerek bu kayıtların iptalini istemişler, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davada, davacılar 1965 doğumlu … adında kızlarının olmadığını ileri sürerek buna ilişkin kaydın iptalini istemişlerdir. Mahkemenin tensip kararı ile belirlenen oturum, gün ve saati davacıya Tebligat Yasası ve Tüzüğü hükümleri uyarınca bildirilmiş olmasına karşın oturuma gelmediği ve kendisini bir vekil ile de temsil ettirmediği anlaşılmaktadır.
Nüfus Hizmetleri Yasasının 36. maddesinin (1/a) bendi hükmü uyarınca, nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları düzeltmeyi isteyen kişiler ile Cumhuriyet Savcısı ve Nüfus Müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülüp karara bağlanır. Bu duruma göre; nüfus müdürü (veya görevlendireceği memur) davada yasal hasım olup nüfus kaydının düzeltilmesini isteyen kişi veya vekili duruşmaya gelmedikçe nüfus idaresi temsilcisinin davayı takip edeceğini bildirmesi ile davacının yokluğunda davaya bakılıp işin esası hakkında hüküm kurulması mümkün değildir.
Yukarıda açıklandığı üzere davacıların oturum gününü bilmelerine karşın, duruşmaya gelmedikleri ve kendilerini bir vekil ile de temsil ettirmedikleri gibi mazeret de bildirmedikleri anlaşılmakla HUMK.nun 409. maddesi hükmünce dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde davanın yenilenmemesi durumunda açılmamış sayılmasına hükmedilmesi gerekirken, yasal hasım konumunda olan nüfus idaresi temsilcisinin “biz kayıtların sıhhate kavuşması açısından davayı takip ediyoruz” beyanına itibar edilerek davacıların davasının esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.