YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5562
KARAR NO : 2009/6100
KARAR TARİHİ : 08.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde vakfın dağıldığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı … Müdürlüğünce açılan davada, İlim ve Yardımlaşma Vakfının, gayesini gerçekleştirmek için herhangi bir mal varlığının bulunmadığı ve bu haliyle amaçlarını gerçekleştirmesinin imkansız hale geldiği tespit edildiğinden, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1161. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 7. ve 30. maddeleri uyarınca dağılmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu …, 1987 yılında kuruluşunu tamamlayarak faaliyete geçmiş bulunmaktadır. Vakıf senedinin 3. maddesine göre gayesi “Gerek vakıf üyeleri arasında sosyal, kültürel, ekonomik yardımlaşmayı gerçekleştirmek ve gerekse Türkiye’nin ilmi, sosyal ve ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla: mevcut ve daha sonra elde edilecek olan mal varlığı ile milli ve manevi değerlere bağlı yetenekli gençlere her derecede öğrenim imkanı sağlamak, bunun için anaokulundan üniversiteye kadar resmi veya özel her kademedeki eğitim kurumlarına girmeye hazırlamak, girmiş olanlara burs vermek, ara ve yaz tatillerinde öğrenciler için dinlenme kampları açmak ve masraflarını karşılamak; eğitim kurumları, yurtlar, cami ve mescitler, konferans salonları, kütüphaneler, laboratuvarlar, araştırma merkezleri, kimsesiz düşkünleri barındırma ve yetiştirme evleri, hastaneler ve bunlara benzer hayır ve kültür kurumları inşa ve tesis etmek; vakfın mevcutlarını artırmak amacıyla tarımsal, sınai, madencilik vs. alanlarda işletmeler kurmak, işletmelere ortak olmak ve bunları çalıştırmak, her türlü kooperatif kurmak,” olarak açıklanmıştır. Vakıf bu amaçlarını gerçekleştirmek için 4,00 TL nakdi sermaye ile kurulmuştur. Davalı vakfın denetime tabi tutulduğu 1998-2005 yılları arasında amacını gerçekleştirmek için herhangi bir faaliyette bulunmadığı ve bu yılları borçla kapattığı, bunun dışında menkul veya gayrimenkul herhangi bir malının bulunmadığı vakıf senedi, bilançolar, inceleme raporları ile birlikte tüm dosya içindeki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Davalı vakıf, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulmuş bir vakıftır. Vakfın kurulduğu zamanda yürürlükte bulunan Medeni Yasanın 73.maddesinde; vakıf, başlı başına mevcudiyeti haiz olmak üzere, bir malın belli bir gayeye tahsisi olarak; 4721 sayılı yeni Türk Medeni Kanunu’nun 101. inci maddesinde de vakıflar, gerçek ve tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır biçiminde tanımlanmıştır. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, vakfın kurulmasının, sadece mal ve hakların özgülenmesiyle değil, “yeterli” mal ve hakların özgülenmesiyle olacağı vurgulanmış, yine vakfın tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olması niteliği de, vakfın tanımında bir unsur olarak belirlenmiştir. Bu tanımlamadan da anlaşılacağı gibi vakfın üç önemli unsuru vardır. Bunlardan birincisi: vakfı yapan kimse ve bunun irade beyanı, ikincisi ve en önemlisi vakfın konusunu teşkil eden mal, üçüncü unsur ise vakfın temin edeceği fayda ve bundan yararlanacaklar olarak ifade etmek mümkündür. Bu üç unsurun bulunmadığı hallerde hukuken bir vakıftan söz etmek olanaksızdır. (Ord.Prof. Dr. Sıddık Sami Onar-İdare Hukukunun Umumi Esasları Cilt II, sayfa 664-665). Bir vakfın kuruluş aşamasında sahip olduğu koşulları sonradan kaybetmesi onun dağılması sonucunu doğuracağında şüphe yoktur. Şunu da özellikle belirtmek gerekir ki bir vakfın, amaçlarını gerçekleştirmesi onun, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ve sürekli olarak gayesine özgülenmiş bir mal veya hakka sahip olmasıyla mümkündür. Sürekliliği bulunmayan ve bunu sağlayacak herhangi bir hukuki alt yapıya sahip olmayan yardım veya hayır kuruluşunu vakıf saymak imkansızdır. 743 sayılı Türk Medeni Kanununun vakfın nihayete ermesi başlığını taşıyan 81/A maddesinin ilk fıkrasında, gayesinin tahakkuku imkansız hale gelen vakfın kendiliğinden dağılmış olacağı hükmü yer almaktadır. Yasada vakfın dağılmış olması kendiliğinden gerçekleşecek bir olgu olarak gösterilmiş ise de, uygulamada bu hususun mahkeme kararına bağlanması aranmaktadır. 4721 Sayılı yeni Türk Medeni Yasasının “Vakfın sona ermesi” başlığını taşıyan 116.maddesinin birinci fıkrası; amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği taktirde vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir hükmünü öngörmektedir. Yasanın bu hükmünün, 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8. maddesinin 2. fıkrasıyla birlikte değerlendirildiğinde kamu düzenine ilişkin bulunduğu şüphesizdir.
Yukarıda da etraflıca değinildiği gibi … müfettiş raporlarına göre herhangi bir mal varlığına sahip olmadığı gibi denetim yılı itibariyle borca batık durumdadır. Dava açıldıktan sonra vakfın dağılmasını önlemek için bir miktar bağış toplaması onun bu özelliğini değiştirmeye yetmez. Bir vakfın hukuki varlığını ve işlevlerini sürdürmesi, başkalarının insaf ve merhametine bağlı bulunan bağışlarla sağlanamaz. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, vakfın ekonomik gücünün, gayenin gerçekleşmesine imkan vermeyecek bir düzeyde olduğunun anlaşılması halinde dahi, dağılması için yeterli görülmektedir. Bu itibarla, amaçlarını gerçekleştirmek için özgülenmiş hiçbir mala ve hakka sahip olmayan bu vakfın dağılmasına (sona ermesine) ve kaydının sicilden silinmesine karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.