YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6232
KARAR NO : 2009/7492
KARAR TARİHİ : 28.09.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki;
Bozma sonrası düzenlenen üçüncü bilirkişi kurulu raporunda emsal incelemesi ve karşılaştırma yapılmaksızın gerçek bir satış değeri bulunamadığından söz edilerek taşınmazın emlak vergisine esas beyan değeri üzerinden kamulaştırma bedelinin saptanması yoluna gidildiğinden bu rapora itibar edilemez. Hükme esas dördüncü bilirkişi kurulu raporunda ise 287 ada 98 ve 108 parsel sayılı taşınmazlar emsal alınmış ise de yeterli inceleme ve karşılaştırma yapılmadığından bu rapor da hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edildiğine göre Kamulaştırma Yasasının kıymet takdiri esaslarını gösteren 11.maddesinin birinci fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti ve bedelin tesbitinde etkisi olan diğer unsurlar da dikkate alınarak her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.
Emsalin kamulaştırılan taşınmazla aynı konumda olması, taşınmaza yakın mesafede bulunması, aynı nitelik ve özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılmış olması zorunlu değildir. Aynı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve kamulaştırma gününden önce satılmış olan taşınmazlar da emsal alınabilir. Bu emsalin satış fiyatına Türkiye İstatistik Kurumu toptan eşya fiatları endeksi uygulanmak suretiyle değerlendirme tarihinde oluşan fiatları bulunduktan sonra dava konusu taşınmazla karşılaştırılıp incelenerek aradaki farklılıklar belirtilip üstün ve eksik yönleri açıklanmalı, bu nitelik ve farklılıkların taşınmazın değerine olan etkilerinin ne olduğu belirtilmeli ve bu suretle yapılacak karşılaştırma ile dava konusu taşınmazın değeri belirlenmelidir.
../..
-2-
2009/6232-7492
Dava konusu taşınmazın yer aldığı Bozüyük gibi bir ilçede emsal olabilecek özel amacı olmayan arsa satışlarının bulunmadığı düşünülemeyeceğinden ve kaldı ki, böyle bir olasılık söz konusu olsa bile komşu il ve ilçelerde değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan arsa satışları da emsal alınabileceğinden mahkemece tarafların bildireceği ve resen belirlenecek emsal kayıtlar getirtildikten sonra bilirkişi kurulundan, yukarıda açıklanan esaslara uygun incelemeyi ve sonucunu içeren ek rapor alınmalı, raporun bozmaya uygunluğu denetlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
İncelenen emsal imar parseli olup da dava konusu taşınmazın bu nitelikte olmaması halinde, dava konusu taşınmazın yapılacak karşılaştırmadan sonra bulunacak değerinden, İmar Yasasının 18.maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek, düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerektiği de dikkate alınmalıdır.
Mahkemece dava konusu taşınmaz ile dördüncü bilirkişi kurulunca emsal olarak kabul edilen 98 ve 108 parsel sayılı taşınmazların bulundukları cadde ve sokak itibariyle emlak vergisine esas rayiç değerleri (2003 yılı itibariyle) getirtildikten sonra, dava konusu taşınmazın kadastro, emsallerin imar parseli oldukları da gözetilerek taşınmazların karşılaştırması sonucu bulunan değerden düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapan ve taşınmazın tümünde en fazla %8 oranında değer kaybı hesaplayan ek raporlar alınmalı ve oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Açıklanan tüm bu hususlar gözetilmeden yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucu alınan raporlara itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 28.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.