YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6956
KARAR NO : 2009/6985
KARAR TARİHİ : 14.09.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Vek.Av. …
2- …,…,…
Dava dilekçesinde davalıların projeye aykırı olarak balkonlarını kapattıkları pencerelere panjur ve klima taktırdıkları ileri sürelerek el atmalarının önlenmesi ve projeye aykırı tesislerin kaldırılması istenilmiştir. Mahkemece davanın bir kısım davalılar yönünden kabulüne, bir kısmı içinde reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- … davada taraf olmadığı halde hakkında hüküm kurulması,
2-Kat Mülkiyeti Yasasının 19.maddesinin ilk fıkrasında, kat maliklerinin anagayrimenkulün bakımına ve mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecbur oldukları öngörülmüş, maddenin ikinci fıkrasında ise kat maliklerinden birisinin, bütün kat maliklerinin (28.11.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5711 Sayılı Yasayla 4/5’inin) rızası olmadıkça, anagayrimenkulün ortak yerlerinde onarım, tesis ve değişik renkte dış badana veya boya yaptırması yasaklanmıştır.
Yasanın bu hükmü ile korumaya alınan mimari durum ve güzelliğin dayanağı da, anayapının onaylı mimari ve tesisat projeleri ile vaziyet planıdır. Bu bakımdan, kat maliklerinden herbirisi, rızası olmadan diğer kat maliklerince anagayrimenkulün ortak yerlerinde onaylı projesine aykırı olarak her türlü tesis ve değişiklik yapılmasına karşı çıkma ve yapılmış olanların da eski hale getirilmesini isteme hakkına sahiptir.
./..
2009/6956-6985 -2-
Yargıtay uygulamalarında, güneş ve rüzgardan korunulması bakımından zorunlu bir ihtiyaç olarak görüldüğünden, salt bu ihtiyaç için olmak üzere balkon ve pencerelerde panjur yapılmasının, bina ile bütünleşen sabit bir tesis niteliğinde olmaması ve basit sistemde, binada hasar yapmadan kolaylıkla sökülebilen bir güneşlik özelliğinde olması koşulu ile Kat Mülkiyeti Yasasına aykırılık oluşturmayacağı ilkesi benimsenmiştir. Belirtilen nitelikteki bir panjurun balkon veya pencerelere yapılmış olması, anayapının dış görünümünü (estetiğini) bozmadığı (diğer bağımsız bölümlerin dağ, orman deniz vb. gibi özel bir manzarasını kapatmadığı) sürece ortak yerlere müdahale niteliği taşımaz.
Ancak, balkon ve pencere ile bütünleşecek şekilde sabit bağlantılı olarak kurulan, imal edildiği malzemesinden yapılmış kasa ve çerçevelerin içerisine oturtulup, bunların içinde aşağı-yukarı hareket ederek üst kısımda (çerçevesi yerinde sabit kalarak) katlanıp toplanabilen, gerektiğinde ileri doğru çerçevesiyle birlikte hareket edebilen ve benzeri yapıda olduğu takdirde, panjur, ortak yere müdahale oluşturan sabit tesis niteliğinde kabul edilmektedir. Özellikle balkonlarda, kapalı mekan oluşturmak amacıyla, balkonun belirleyici unsurlarından olan korkuluğun (duvar, parmaklık vs.) sökülmek yada üzeri kapatılmak ve de köşelere yukarıdan aşağıya iki yanlı geniş şerit veya çerçeve koymak suretiyle balkon özelliğini kaybettirecek şekilde kurulan panjurların, binanın estetiğini de bozan, yasaya ve projeye aykırılık teşkil eden sabit bir tesis olduğu kuşkusuzdur.
Bundan ayrı yine Yargıtay uygulamalarına göre projesinde yer almasa bile ev tipi klima cihazlarının kendi bağımsız bölümünün pencere ve balkonların içine konulmasına komşularını rahatsız etmemek koşulu ile izin verilmekte ise de ortak yer olan parapet duvarının üzerine klima moturu monte edilmesi ortak yere müdahale niteliğindedir.
Mahkemece yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda 6,7,12,13,14,15 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin pencerelerinde ve bir kısmının balkonunda panjur, 16 nolu bağımsız bölümde ayrıca balkon parapet duvarında klima takılı olduğu açıklandığına göre, panjurların ve klimanın yukarıda belirtilen koşullara uygun yapılıp yapılmadığı hususunda gerekirse bilirkişiden ek rapor da alınmak suretiyle oluşacak sonuç doğrultusunda hüküm kurmak gerekirken bu yöndeki davaların da reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 14.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.