YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8898
KARAR NO : 2009/12322
KARAR TARİHİ : 22.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2008 gün ve 2008/9 no’lu davanamesi ile …’in kayden … olan anne adının … olarak değiştirilmesi istenmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2008 gün, 2008/9 no’lu davanamesi ile davalı 2005 doğumlu …’in kayden “…” olan anne adının “…” olarak değiştirilmesi istenmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36.maddesinin 1/a bendine göre “nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları düzeltmeyi isteyen şahıslar ile, ilgili resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.” Yasanın bu hükmünden de anlaşılacağı gibi nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davasının Cumhuriyet Savcısı tarafından açılabilmesi için yasada öngörülen koşulların bulunması gerekir.
Somut olayda, Eskişehir 2. Aile Mahkemesinde görülmekte olan bir boşanma davasının yargılaması sırasında dinlenen tanıkların …’ın annesinin davacı … olmayıp babası Serkan’ın birlikte yaşadığı … adlı kadın olduğunu söylemeleri nedeniyle kaydın düzeltilmesinin davaya bir etkisi de bulunmadığı halde yargılama sonunda mahkemenin, Cumhuriyet Savcılığına ihbarı üzerine davaname ile bu dava açılmıştır. Böyle bir davayı açma hak ve yetkisi doğrudan doğruya yanlış yazılım nedeni ile hukukları etkilenecek olan kişilere aittir. Bunlar diğer vatandaşlar gibi harç vb. yükümlülüklerini yerine getirerek böyle bir davayı gerek gördükleri takdirde her zaman açabilirler. Cumhuriyet Savcılarının ancak gösterilecek lüzum üzerine böyle bir dava açma yetkisi vardır.
Mahkemece açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.