Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/9466 E. 2009/8073 K. 08.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9466
KARAR NO : 2009/8073
KARAR TARİHİ : 08.10.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, anataşınmazın 06.05.2004 günlü kat malikleri genel kurulunca alınan kararların iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Davacılar dava dilekçesinde anataşınmazın kat malikleri kurulunun 06.05.2004 günlü toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların iptalini istemiş, mahkemece davacı … yönünden davanın reddine, diğer davalı … yönünden ise davanın kabulüne, kat malikleri kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacı … ile davalı …’nin anataşınmazda bağımsız bölüm maliki oldukları …’nin aynı zamanda anataşınmazın yöneticisi bulunduğu, anataşınmazda 47 bağımsız bölüm mevcut olduğu, bunlardan bir bölümünün birden fazla maliki olduğu anlaşılmaktadır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 31. maddesinin birinci fıkrasına; göre; her kat maliki, arsa payı oranına bakılmaksızın bir tek oy hakkına sahiptir. Ana kural bu olmakla birlikte aynı maddenin üçüncü fıkrasında da bir bağımsız bölümün birden ziyade maliki varsa, kat malikleri kurulunda bunları içlerinden vekalet verecekleri birisinin temsil edeceği öngörülmüştür. Somut olayda 47 bağımsız bölümlü anataşınmazın kat malikleri toplantısına 11 asıl, 17 vekil olmak üzere toplam 28 kişi katıldığından ve bunların arsa payları anataşınmazın toplam arsa payının yarısından fazla bulunduğundan, toplantı yeter sayısının mevcut olduğu, alınan kararlarda sayı ve arsa payı çoğunluğunu gerektiren yönetici ve denetici seçimine ilişkin olanların yanında bu niteliği taşımayanların da bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durum ve yasanın yukarıda açıklanan hükmü gözetilerek mahkemece davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 08.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.