YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10072
KARAR NO : 2010/13366
KARAR TARİHİ : 19.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Dava konusu taşınmaz arsa kabul edilerek bu niteliğine göre kamulaştırma bedeli tespit edilmiştir.
Geri çevirme kararı üzerine Belediye Başkanlığınca dosyaya gönderilen 14.07.2010 gün M.07.6.AKB.13/964-2563 sayılı yazıda; dava konusu Topallı köyü 1798 parsel nolu taşınmazın belediye sınırları içinde ve 1/1000 ölçekli imar planı dışında kaldığı, belediyenin yol, su, çöp toplama, otobüs gibi alt yapı hizmetleri ile elektrik hizmetlerinden yararlandığı yerleşim merkezine 1000 m mesafede bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece, yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 07.07.2008 günlü raporda yapılaşma durumunun çok az ve yeni olduğu belirtilmişse de mahkemece bu konuda yapılmış bir gözlem bulunmamaktadır. Belediye başkanlığı yazısından dava konusu yerin çevresinin meskun olmadığı anlaşılmıştır.
28.02.1983 gün ve 1983/6122 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesinin 1. maddesinin b bendine göre, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunup da imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmamış olmakla birlikte fiilen meskun halde bulunan ve belediye hizmetlerinden yararlanmakta olan yerler arasında kalan
parsellenmemiş arazi ve arazi parçaları arsa sayılır. Buna göre; belediye sınırları içerisinde olup da imar planında yer almayan bir arazi parçasının arsa sayılabilmesi için belediyenin tüm hizmetlerinden yararlanır durumda olması ve çevresinin meskun bulunması gerekir. Bu iki koşul bir arada gerçekleşmiş olmadıkça o yer arsa sayılamaz. Somut olayda dava konusu taşınmazın çevresi meskun olmadığına göre mahkemece, buranın arazi olarak kabulü ile bu niteliğine göre değerlendirme yapan bilirkişi ek raporları alınarak karar verilmesi gerekirken arsa kabul eden rapor esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.