Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/11121 E. 2010/15203 K. 29.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11121
KARAR NO : 2010/15203
KARAR TARİHİ : 29.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davanamede davalıların doğum tarihlerinin düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanamenin reddine karar verilmiş, hüküm Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2010 gün, 2010/3016-5 sayılı davanamesi ile birbirleriyle ilişkisi bulunmayan ondokuz kişi hakkında Eyüp Asliye 2. Hukuk Mahkemesine açılan davada doğum tarihleri itibariyle kardeşleri ile aralarında 180 günden az süre bulunduğu belirtilerek bu ondokuz kişinin doğum tarihlerinin, 5490 sayılı Yasanın 36. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi istenilmiş; mahkemece davanamede yazılı ondokuz davalı arasında mecburi ya da ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığı, her bir davalı hakkında ayrı ayrı dava açılması gerektiği gerekçesi ile davanamenin reddi yolunda hüküm kurulmuştur.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; yukarıda tarih ve sayısı yazılı davanamede birbirleri ile irtibatlı olmayan ondokuz davalı hakkında 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi uyarınca, kardeşleri ile aralarında 180 günden az süre bulunduğundan doğum tarihlerinin düzeltilmesi için dava açıldığı, incelenen nüfus kayıt örneklerinden bu kişilerin Araklı, …, …, Gürpınar, İspir, Eyüp, Midyat, Karayazı, Ayvacık, Pazarcık, İslahiye, Suşehri, Cide, Tekman, …, …, Şirvan, Muradiye gibi yerlerde nüfusa kayıtlı bulundukları anlaşılmaktadır.
HUMK.nun 43. maddesine göre; birden ziyade kimseler aşağıdaki hallerde birlikte dava açabilecekleri gibi birlikte aleyhlerine dava açılabilir. Bu istisnalar şu şekilde belirtilmiştir:
1- Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun iştirak halinde bulunması veyahut müşterek bir muamele ile hepsinin lehine bir hak taahhüt edilmiş bulunması veya kendilerinin bu suretle taahhüt altına girmeleri,
2- Davanın her biri hakkında aynı sebepten doğmuş olması.
Somut olayda; yukarıda değinilen ve yasada öngörülen koşulların gerçekleşmediğinden, bu kimselerin hepsi hakkında tek bir davaname ile dava açılmasının mümkün olmadığı aşikardır. Ancak; böyle bir davanın açılmış olması davanamenin reddini gerektirmez. Çünkü Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “davanamenin reddi” diye bir düzenleme mevcut değildir. O halde mahkemece, açılmış bu davada HUMK.’nun 46. maddesine göre kendiliğinden tefrik kararı verilerek her bir kişi hakkındaki dava esas defterine ayrı ayrı kaydedilip taraf teşkili de sağlandıktan sonra işin esasına girilip tüm deliller toplanıp oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanamenin reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.