YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12893
KARAR NO : 2011/884
KARAR TARİHİ : 31.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, kamulaştırma bedelinin artırılması ile faizi ve yargılama giderlerinin tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Davacı vekilinin düşük değerli raporu kabul edip etmediği yönünde beyanı alınarak düşük değerli raporu kabul etmesi halinde bu rapora göre kabul etmezse iki raporu uzlaştırıcı rapor almak üzere üçüncü bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yapılıp rapor alınarak ortalamayı veren rapora göre hüküm kurulması gerekirken yüksek değerli rapor esas alınarak fazlaya hükmedilmesi,
2-Kamulaştırma Yasasının 14. maddesinde, kamulaştırmaya konu taşınmaz malın sahibinin yapılan tebligat gününden veya tebliğ yerine geçen ferağ tarihinden itibaren 30 gün içinde, takdir olunan bedel ile maddi hatalara karşı adli yargıda dava açılabileceği hükmüne yer verilmiş olup, bedele ilişkin olarak açılacak dava yönünden yasada öngörülen, hak düşürücü nitelikteki bu süre geçtikten sonra malikin artık bedel konusunda dava açma hakkı bulunmamaktadır.
Malikin dava hakkının bulunduğu hak düşürücü süre içerisinde bedel artırım davası açıldıktan sonra HUMK’nun 86 ve müteakip maddelerine dayanılarak müddeabihin artırılmasına yönelik ıslah isteme hakkı mevcut ise de, bu süre geçtikten sonra bedelin daha da artırılması gerektiğinden bahisle ayrı bir davaya da konu edilemeyecek olan ilave bedel için ıslah talebinde bulunulmasına yasal olanak yoktur. Başka bir deyişle, ıslah istendiği tarihte dava hakkı düşmüş ise, bu husus ıslah istemine konu edilemez. Buna göre hak düşürücü süre geçtikten sonraki ıslah isteminin reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3-Artırılan bedel için dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesiyle yetinilmesi gerekirken, kararın kesinleşmesinden sonrası için de kamu alacakları için uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi,
4-Mahkeme kararının hüküm fıkrasında her bir davacının payı ve alacağı bedelin açıkça gösterilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.