YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13892
KARAR NO : 2011/959
KARAR TARİHİ : 31.01.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın aynen, olmazsa satılarak ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 38 parsel numaralı taşınmazda üç adet bina olduğunu, 4 kapı numaralı binanın kendisine, 3 kapı numaralı binanın davalılardan …’e ve 2 kapı numaralı binanın ise diğer davalıların murisi …’e ait olduğunu, bu binaları rızaen taksim edemediklerini, bu sebeple; taşınmazın aynen taksim olmazsa satılması suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerindeki binaların taksiminin mümkün olmadığı gerekçesi ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine, binaların satış bedelinin bina sahiplerine, zeminden elde edilecek satış bedelinin ise tapudaki payları oranında davalılara ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Satış yolu ile ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde bina vs. gibi muhdesat varsa bunlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684. maddesi uyarınca arzın mütemmim cüzü (bütünleyici parçası) sayıldığından arzla birlikte satışına karar verilmelidir. Bunların bir kısım paydaşa aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu konuda tüm paydaşlar ittifak ediyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Oran kurulurken muhdesatların ve arzın dava tarihi itibarıyla ayrı ayrı değerleri tesbit edilerek ve bu değerler toplanıp taşınmazın tüm değeri saptandıktan sonra bulunan değer, muhdesat ve arzın değerine ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibarıyla ne kadarının muhdesata, ne kadarının da arza isabet ettiği belirlenmelidir. Satış bedelinin dağıtımında, bulunan bu yüzde oranlar gözönünde tutularak muhdesata isabet eden kısmın sadece muhdesat sahibine veya payları oranında sahiplerine, arza düşen kısım da yine payları oranında tüm paydaşlara verilmelidir.
Somut olayda; dava konusu 38 parsel üzerinde bulunan binalardan 4 kapı numaralı olanın davacıya, 3 kapı numaralı binanın davalılardan …’e ve 2 kapı numaralı binanın ise diğer davalılar …, …, …, … ve … murisi …’e ait olduğu konusunda taraflar arasında bir çekişme olmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple, satış bedelinin ne kadarının arza, ne kadarının binalara isabet ettiğini tek tek tespit eden 10.11.2009 günlü bilirkişi kurulu ek raporuna göre hüküm kurulması gerekirken; binaların mütemmim cüzü olduğu arzdan ayrı satılamayacağı dikkate alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 3 kapı nolu bina davalılardan …’e, 2 kapı nolu bina ise … mirasçıları olan davalılara ait olduğu halde, hükümde; 2 kapı nolu binanın satış bedelinden elde edilecek paranın davalı …’e, 3 kapı numaralı binanın satış bedelinden elde edilecek paranın da diğer davalılar …, …, …, … ve …’na ödenmesine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.