YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2456
KARAR NO : 2010/5395
KARAR TARİHİ : 06.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili, dava dilekçesinde eğitim ve öğretim giderinden kaynaklanan 31.287,67 TL. alacağın %50 fazlası ve sarf tarihinden itibaren faiz ve masrafların birlikte davalı taraftan tahsilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
A-Davalılar … ve … vekiline davacı vekilinin temyiz dilekçesi 06.01.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, mahkeme kararı bu davalılar vekilince katılma yoluyla 19.01.2010 tarihinde temyiz edilmiştir. Bu durumda HUMK.nun 433/2. maddesi hükmünde öngörülen 10 günlük temyiz süresi geçmiş bulunduğundan davalılar … ve … vekilinin temyiz talebinin REDDİNE,
B-Davacı vekili ile davalılardan… vekilinin temyizine gelince;
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan…’in Mühendislik Fakültesinde araştırma görevlisiyken 2547 sayılı Yasa’nın 35.maddesi uyarınca İTÜ’de görevlendirildiğini, davalının İTÜ’deki görevini tamamlayarak 9.9.2005 tarihinde mecburi hizmete başladığını, daha sonra mecburi hizmetini tamamlamadan 4.9.2006 tarihli dilekçesiyle istifa ettiğini, davalıya eğitimi boyunca toplam 31.287,67 YTL masraf yapıldığını belirterek, bu alacağın %50 fazlasıyla ve sarf tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, mahkemece; yurtiçi maaşların istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere, özellikle davalı tarafından davacı üniversiteye verilen ve Samsun …….Noterliğince düzenlenen 4.2.2002 gün , 02513 yevmiye numaralı taahhüt senedinin içeriğine göre; davalı, yüklenme senedinin giriş maddesinde tahsilde bulunduğu süre kadar mecburi hizmet yapacağını taahhüt etmiş, 11.maddesinde de “…mecburi hizmet sürem dolmadan görevimden ayrıldığım taktirde işbu taahhütname gereğince namıma tahakkuk ettirilen borcun yekününden ifa ettiğim mecburi hizmet süresine tekabül eden miktar tenzil olunduktan sonra bakiyesini %50 fazlası ve kanuni faiz ve sair kanuni ödemelerle birlikte hüküm istihsaline hacet kalmaksızın nakden ve defaten tediye edeceğimi şimdiden kabul ve taahhüt ederim.” şeklinde taahhütde bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı … sözü edilen bu taahhüt senedinin hata, hile veya zorla kendisine imzalatıldığını ileri sürmemiştir. Davalının serbest iradesi ile davacı üniversiteye böyle bir yüklenme senedi vermesini yasaklayan bir yasal düzenleme olmadığı gibi, davalı yüksek lisans ve doktora eğitimi için İstanbul Teknik Üniversitesi’ne kendi iradesi dışında da gönderilmiş değildir. O halde bu taahhüt ve kefalet senedi davalıyı bağlar niteliktedir. Davada, davacı kurum tarafından taahhütname kapsamında yapılan harcamaların iadesi dışında bir istemde de bulunulmamaktadır. Ortada taahhüt ve kefalet senedini geçersiz yapan bir durum olmadığına göre, mahkemece, davalının kalan mecburi hizmetine karşılık gelen borcunun taahhütname kapsamı doğrultusunda bilirkişiye hesap ettirilip hüküm altına alınması gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddi şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 06.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.