Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/2593 E. 2010/16037 K. 13.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2593
KARAR NO : 2010/16037
KARAR TARİHİ : 13.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 8. Maddesi hükümleri uyarınca, uzlaşılan kamulaştırma bedelinin tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde kamulaştırılan 1863 parsel sayılı taşınmazın bedeli hususunda uzlaşmaya varıldığı ve taşınmazın ferağı da verildiği halde bedelin ödenmediği ileri sürülerek uzlaşılan bedelin ödenmesine karar verilmesi istenilmiş, mahkemece; dava konusu taşınmazın kamulaştırılarak 1974 tarihinde el konulduğunu, bu nedenle 2942 sayılı Yasanın 38.maddesi gereğince mal sahibinin dava açma hakkının düştüğünden sözedilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İdarelerin tapu iptal ve tescil davalarına dayanak yaptığı; Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararı ile iptal olmuştur.
30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Geçici 6. madde ile; kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde, hak sahiplerine idare ile uzlaşma ve uzlaşılmaması halinde dava açma hakkı tanınmıştır.
Buna göre mahkemece davaya konu edilen 1863 parsel sayılı taşınmazla ilgili kamulaştırma belgeleri de dahil olmak üzere tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı tarafa iadesine, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.