Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2010/299 E. 2010/8162 K. 31.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/299
KARAR NO : 2010/8162
KARAR TARİHİ : 31.05.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, 10.519 TL ortak gider alacağının 7.819 TL’lik bölümü için 22.11.2006, diğer kısım için her ay ödenmesi gereken aidatın vade tarihinden itibaren faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, kat maliki olduğu apartmana ait ortak giderleri uzun zamandan beri ödemediğini ileri sürerek 10.519 TL’nin faiz ve masraflarla birlikte tahsilini istemiş; mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesi hükmüne göre, kat maliklerinden herbiri aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça anagayrimenkulün tüm genel giderlerine, bu giderler için toplanacak avansa kendi arsa payları oranında katılmakla yükümlüdür.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu anataşınmaza ait yönetim planının 29.maddesinde: “210 hisseye tekabül eden ve halen … Türk Mağazasının bulunduğu müstakil bölüm apartman yönetim planı dışında tutulmuştur” şeklinde bir düzenleme mevcut ise de aynı yönetim planının genel giderlere katılmaya ilişkin 11.maddesinin yönetim planına giren bağımsız bölümlere ait masraflar bölümünde yer alan (B) bendinde; dava konusu bağımsız bölümle ilgili olarak “210 hisseli büyük mağazanın yakıt masraflarına iştiraki mezkur mağazada bulunan radyatörlerin fenni ısıtabilecekleri saha metrekaresi oranında olur” şeklinde belirtilmiştir. Bu bağlamda yukarıda değinilen yönetim planının 29.maddesinde yer alan apartman yönetimi dışında bırakılma şeklindeki düzenlemenin dava konusu giderleri kapsamadığı özellikle genel giderlere dava konusu bağımsız bölümün hangi oranda katılacağının açıkça belirtilmiş olmasından anlaşılmıştır.
Mahkemece, yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor denetlenip, eksik bulunduğu takdirde tamamlattırılarak davalının sorumlu olacağı miktar açık bir şekilde saptanıp buna hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.