YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4303
KARAR NO : 2010/15573
KARAR TARİHİ : 06.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 17. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istenilmiştir. Mahkemece Kamulaştırma Yasasının 38. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın kamulaştırılan kısmının tapusunun iptali ve Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve duruşma istemi pul yokluğu nedeniyle reddedildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu 109 parsel nolu taşınmazın, kamulaştırılan 3226 m²lik kısmının Kamulaştırma Yasasının 17. maddesi gereğince tapusunun iptali ve Hazine adına tescilini istemiş, mahkemece dava konusu taşınmaza 1978 tarihinde el atıldığı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesi gereğince 20 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesi ile 3226 m²’nin tapusunun iptali ve Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı Kamulaştırma Yasasının 38. maddesi Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararı ile iptal olmuştur.
30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Geçici 6. madde ile; kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde, hak sahiplerine idare ile uzlaşma ve uzlaşılmaması halinde dava açma hakkı tanınmış olup, Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesine dayalı olarak tapu iptal ve tescile karar verme imkanı kalmamıştır. Buna göre mahkemece Kamulaştırma Yasasının 38. maddesine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı kabule göre davanın kabulüne karar verildiği halde davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davalı tarafa iadesine, 06.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.